<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Kemal Özer</title>
	<atom:link href="http://kemalozer.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kemalozer.wordpress.com</link>
	<description>Kemal ÖZER</description>
	<lastBuildDate>Fri, 20 Nov 2009 17:25:00 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<cloud domain='kemalozer.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://www.gravatar.com/blavatar/e7c71d10544241634a2fcf5ca928fe92?s=96&#038;d=http://s.wordpress.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Kemal Özer</title>
		<link>http://kemalozer.wordpress.com</link>
	</image>
			<item>
		<title>T&#252;rkiye&#8217;nin geleceğine han&#231;er</title>
		<link>http://kemalozer.wordpress.com/2009/11/20/trkiyenin-gelecegine-haner/</link>
		<comments>http://kemalozer.wordpress.com/2009/11/20/trkiyenin-gelecegine-haner/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Nov 2009 17:25:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kemal Özer</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Helâl Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[gdo]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kemalozer.wordpress.com/2009/11/20/trkiyenin-gelecegine-haner/</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye’de darbelerin sonu gelir mi? Ya da soruyu şöyle soralım; darbeyi sadece askerler mi yapar? Darbeler sadece askerlerin ürünü değilse başka kimler darbe yapabilir ve bu darbelerden hangisi daha tehlikeli?
12 Eylül sabahı uyandık ki sokaklarımızı askerler kaplamış. Okulların açılışı ertelendi diye sevindik. Birde baktık ki o askerler yüzünden ülkemiz geri kalmış. 26 Ekim 2009’a sabahı [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kemalozer.wordpress.com&blog=4316243&post=270&subd=kemalozer&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Türkiye’de darbelerin sonu gelir mi? Ya da soruyu şöyle soralım; darbeyi sadece askerler mi yapar? Darbeler sadece askerlerin ürünü değilse başka kimler darbe yapabilir ve bu darbelerden hangisi daha tehlikeli?</p>
<p>12 Eylül sabahı uyandık ki sokaklarımızı askerler kaplamış. Okulların açılışı ertelendi diye sevindik. Birde baktık ki o askerler yüzünden ülkemiz geri kalmış. 26 Ekim 2009’a sabahı ise Türkiye yeni bir darbe ile karşılaştı. Bu darbenin mimarları ile askeri darbelerin mimarları arasında fark yoktu. Aynı merkezden gelen emirle yapılmışlardı. Fakat aralarında önemli bir fark vardı. Eski tür darbeler ülkeyi geri bırakır yenileri öldürüyor.</p>
<p> <span id="more-270"></span>
</p>
<p>Genetiği değiştirilmiş ürünler yani GDO yönetmeliğinden söz ediyoruz. Bağışıklı sistemimize enjekte edilmiş bir virüsü gibi her on yılda bir nükseden darbe dönemlerinin kapanmasının ardından geldi bu öldürücü darbeydi bu.</p>
<p>GDO’cuların dışında hiçbir kuruluşla müşavere edilmeyen bu yönetmelik, Türkiye’yi adeta şoke etti. Hükümet adeta sağ gösterip sol vurmuştu. Herkes Bankalar Kurulu’nun gündeminde tuttuğu Ulusal Biyogüvenlik Yasa Tasarısı’nın TBMM’ye gelmesini beklerken bir sabah Türkiye, GDO yönetmeliği ile uyandı. </p>
<p>26 Ekim sabahına Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin “Ankara köleliği resmileştirdi” başlıklı açıklaması sarstı Türkiye’yi. Sarsılmak için seçilen başlık bile tek başında yeterliydi. Şok adeta gün boyu atlatılamadı. Sağlık Bakanı’nın domuz gribi kehaneti kulaklarda yankılanırken ve art arda domuz gribinden öldüğü iddia edilen ölümler ve Başbakan’ın Sağlık Bakanı’nı grup toplantısında adeta azarlarcasına bir üslupla eleştirmesinin ardından aşı tartışmalarının da gribin de ateşi birden düştüğü görüldü.</p>
<p>Artık kimilerinin ilk kez duyduğu fakat uzun yıllardır tartışa durduğumuz nur topu gibi bir tartışma konumuz daha olmuştu. Sahi neydi bu GDO? Konuyu tam olarak ne uzmanlar ne siyasetçiler ne de halk biliyordu.</p>
<p>Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin GDO yönetmeliğine iptal davası açacağız açıklamasıyla başlayan tartışmaya GDO karşıtı birçok sivil toplum örgütü ve medyanın yanı sıra Tarım Bakanı da katıldı.</p>
<p>Bakan, herkesin aksine GDO’yu yasakladıklarını iddia etti. Bunun üzerine GDO yandaşları ile iktidar yandaşlarının sesleri yükselmeye başladı. Biri ‘frankeştayn gıda lobisinin maskesi bir günde düştü’ başlıklı haberiyle tüm GDO karşıtlarının ABD’li GDO lobicilerinin desteklediğini iddia edecek kadar mesnetsiz atışlar yaptı sıkılmadan. Vakit yazarı Hasan Karakaya ise gazeteciler bilmediğini de bilir cinsinden yazdığı GDO yazısından GDO karşıtlarını “İsrail aşığı” yaptı çıktı bir bu eksikti cinsinden.</p>
<p>Peki, neydi sorun? GDO yönetmeliği insanları neden kamplara bölmüştü? Bu gerçekten ülkenin geleceğine saplanan bir hançer miydi yoksa bir can simidi mi? Hasan Karakaya nasıl olmuştu da GDO Yönetmeliği’ne karşı duranları “İsrail aşığı” yapıp çıkmıştı?</p>
<p>Bugün sorun Tarım Bakan’ın yönetmeliğin iddia edildiği gibi GDO’yu serbest bırakmak bir yana aksine yasakladığını iddia etmesiydi. Türkçe okumasının bilen herkesin gülüp geçtiği bu yaklaşıma bazı “yandaş”ların sahip çıkması normaldi. Çünkü Doğan Medyası bu işe karşı çıkıyordu o halde onlar karşıysa biz taraf olmalıyız dediler. Demek ki o taraftarsa biz karşıyız, o karşıysa biz taraftarız. Bu gerçek Türk medyasının objektiflere pek sık yansıyan fotoğrafıydı aslında.</p>
<p>Peki, bakan doğru söylüyor olabilir mi? Keşke bunu demek mümkün olabilseydi. Ama ne yazık ki değil. Çünkü bu yönetmelik öncesinde aynı Bakan defalarca Türkiye’ye kesinlikle GDO’lu ürün girmiyor derken bu yönetmeliği savunmak için geçmiş sözlerini göz ardı edip ‘geçmişte GDO’lu ürünler beyan edilmediği takdirde serbestte giriyordu bunu yasakladık’ şeklindeki beyanı, tenakusu gözler önüne seriyordu aslında.</p>
<p>GDO yönetmeliğinin 5/3. maddesi ile GDO’yu bebek mamalarında yasakladığı doğruydu doğru olmasına ama 5/6. madde ile yüzde 0,9’un altında GDO içeren ürünlerin GDO’suz sayması tümüyle bir aldatmacayla karşı karşıya kaldığımızın en açık göstergesiydi. Bu yetmezmiş gibi GDO’suz ürün üreten bir üreticinin ürünün GDO’suz olduğunu etiketine yazması 5/8 ile yasaklanmıştı. Kanuni bir dayanağı olmayan ve Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına aykırı olarak ihdas edilen ‘gece kondu GDO kurulu’na 11. madde ile uygun gördüğü GDO ürünlerin ithalatına izin yetkisi yasaklama olarak yorumlanarak adeta bir yandan dil katliamı yaşattı.</p>
<p>Mezkûr yönetmeliğin 11/a-b’si gümrüğe gelen bir üründe “GDO çeşidini belirten belge aranır” denilerek ne yapmak istediğini ya da eleştiriler karşısında takındığı tavırla bu cümlenin nasıl bir çelişki oluşturduğunu görmek şöyle dursun, GDO tespit edilen ürünlerin kamuoyuna açıklanması dahi yasaklanmıştı.</p>
<p>Evet, bebek mamalarında yasaklanmıştı yasaklanmasına lakin alıcı bir ülkenin GDO konusunda engelleyici bir düzenlemesi yok ise Türkiye GDO’lu ürün ihraç edebilmesini öngörüyordu yönetmelik. ‘Peki, GDO’lu ürünün üretim ve ithalatı yasaklanmakta ise Türkiye ihraç edeceği GDO’lu ürün nereden bulacak?’ sorusu tümüyle cevapsız bir soru olarak kalacaktı ve öylede oldu. </p>
<p>‘GDO’lu ürünün asla yemem’ diyen Tarım Bakanı, ‘GDO’suz bir ürünün etiketine GDO’suz olduğunun yazılması engellenirken, neden ürünlerimizde alkol ve türevleri domuz ve katkıları içermemektedir yazılıyor’ sorusuna verecek cevap bulamaması çok tartışıldı. Yangından mal kaçırırcasına demokratik ülkelerde görülmeyen ben yaptım oldu, yerseniz türünden bir dayatma içeren yönetmeliği tartışılma biçiminin bile ‘yandaş’ ve ‘karşıt’ düzeyine indirgenmesi toplumun da kafasını bir hayli karıştırdı. GDO’suz yazmak yasakta ‘hormonsuzdur yazmak neden serbest?’ sorusunun da cevapsız kaldığını ortada.</p>
<p>Tümüyle GDO’lu olan Kanola’ya 04/08/2009 tarih ve 13394 sayılı bilgi edinme cevabında “Ülkemizde ekimi yapılan kanola tohumları GDO&#8217;lu tohumlar değildir” diyen Bakanlık yetkililerinin bu kez Bakan tarafından ‘Kanola, Soya, Oamuk, Mısır GDO’ludur’ denilerek yalanlanması GDO yasaklandı mı yasaklanmadı mı sorusundan çok ‘bu ülke nereye sürükleniyor?’ sorusunun sorulmasını gerektirdi.</p>
<p>GDO’yu yasakladık diyen Tarım Bakanlığı’na bağlı TAGEM Genel Müdürlüğü geçtiğimiz aylarda verdiği bilgi edinme cevabında dünyanın en büyük GDO’lu tohum üreticisi Monsanto ile birlikte “Çukurova Tarımsal Araştırma Enstitüsü-Karataş-Adana ve Nazilli Pamuk Araştırma&#160; Enstitüsü&#8217;nün Nazilli merkezdeki arazilerinde” deneme ekimleri yaptıklarını açık açık kabul etmektesi bile bakanlığın GDO konusundaki resmi görüşünün yansıtılan olmadığını açıkta ortaya koyacak gülcü bir delildi. Aslında Türkiye’nin nereye sürüklendiği çok netti. Zaten Türkiye, sonu bilinmez bir maceranın içine zaten çekilmişti ve bunun yasal bir zemine çekilmesi gerekiyordu. Bu yönetmelikte bunu ifa etmek için hazırlanmıştı. </p>
<p>GDO’nun küresel bir silah olduğunu bu silaha sahip olanların insanları yönetebileceği, insanlığı tümüyle kontrol edebileceği, sağlıklarını bozmakla kalmayıp, düşünüp düşünmemelerine, üreyip ürememelerine, hatta yaşayıp yaşamamalarına bile karar verecek seviyeye doğru sürüklediğini gösteren bir silahtı üstelik. Dedi doku yazmaktan sövüp saymaktan GDO belasıyla mücadele edenleri bugüne kadar göremeyen kimselerin; “GDO’la ilgili bugüne kadar hiç kimse sesini çıkarmıyordu” şeklindeki cümlelerinin anlamı olabilir mi?</p>
<p>Bunun anlamını elbette basın köşe taşlarından daha ferasetli davranabilen toplum tarafından verilecektir. </p>
<p>Toplumun yükselen endişe ve artarak devam edecek tepkisi, kuşkusuz siyasi iradenin tıpkı domuz gribindeki geri adımı gibi GDO konusunda da geri adım attıracağı ortada. Çıkar odakları ve endüstrinin GDO’lu ürünlerden vazgeçmesi kolay olmadığına göre tüketiciye daha büyük görev düştüğü ortada. Bugüne kadar yasal bir düzenlemesi olmaması nedeniyle zaten hukuken yasak olan ve bu nedenle tüm sorumluluk ürünün GDO’lu olduğunu beyan etmeden üreten, ithal eden ve satan şirketlerde iken bugün, artık tüm sorumluluk GDO’nun tüm olumsuzluklarını bildiği farz edilen tüketicinin sorumluluğunu bir kenara not etme vakti.</p>
<p>Bu nedenle tüketicinin yeni bir model geliştirmesi gerekiyor. O model, bir başka inceleme de üzerinde ayrıntılı bir şekilde duracağımız arzı tüketmekten vazgeçip talebini tüketmeye yönelmesindedir. Talebin oluşturulması için tüketim tercihlerimizi gözden geçirmemiz şart.</p>
<p>Mesela kanola, mısır, soya ve pamuk ürünleri yüzde yüz GDO’lu ise bu ürünlerin ülkemizde de her şekliyle tüketilmekte ise ve özellikle yağları her mutfakta hatta her ticari üründe yer almakta ise tüketicinin bu yağdan uzaklaşarak, yüzde yüz GDO’suz olan Sızma Zeytinyağı’na yönelmesi gerecek. Kim bilir bu sayede katı yağı takıntısı olan ve dünyanın en nadide yağı Sızma Zeytinyağı sendromunda kurtulmuş olacak hanımlarımız. Market raflarındaki rengârenk gıda ürünlerinin neredeyse yüzde 80-90’nında ‘soya lesitini’ varsa ve soya tümüyle GDO’lu ise bu ürünlerden uzak durarak kendi talebimizi sunabiliriz. Arzcılar ister istemez arzdan kaçınacak zorunda kalacaklardır. </p>
<p>GDO’ya Diyanet ve İKÖ’de onay vermediğine göre, helâl tüketim endişesi taşıyanların GDO’ya karşı mücadele yapması ve bu mücadeleyi yürüten örgütlere destek olmaları da onlar için bir vecibeye dönüşmekte. Bırakınız helâl tüketim çabasını, insanoğlunun fıtratı değiştirme ve haddi aşma girişimi olan GDO’nun, tümüyle hem Türkiye’de hem de dünyada yasaklanması için herkesin kaçınamayacağı sorumlulukları var!</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kemalozer.wordpress.com/270/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kemalozer.wordpress.com/270/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kemalozer.wordpress.com/270/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kemalozer.wordpress.com/270/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kemalozer.wordpress.com/270/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kemalozer.wordpress.com/270/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kemalozer.wordpress.com/270/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kemalozer.wordpress.com/270/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kemalozer.wordpress.com/270/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kemalozer.wordpress.com/270/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kemalozer.wordpress.com&blog=4316243&post=270&subd=kemalozer&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kemalozer.wordpress.com/2009/11/20/trkiyenin-gelecegine-haner/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/f64f5343fb1b80c027fd1f21e82b3cfe?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">kemalozer</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bu d&#252;zen nasıl yıkılır?</title>
		<link>http://kemalozer.wordpress.com/2009/11/14/bu-dzen-nasil-yikilir/</link>
		<comments>http://kemalozer.wordpress.com/2009/11/14/bu-dzen-nasil-yikilir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 14:45:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kemal Özer</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[düzen]]></category>
		<category><![CDATA[gdo; gen]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kemalozer.wordpress.com/2009/11/14/bu-dzen-nasil-yikilir/</guid>
		<description><![CDATA[Bu düzeni yıkmanın zor olmadığını ve yıkabilecek gücün bizde olduğunu elbette sizde biliyorsunuz. Fakat bazılarımız bu düzeni yıkmak için çabalarken bazılarımızın da düzenin hamiliğini yapması işleri zorlaştırıyor.
Bu düzeni yıkmak için değişime razı olmak şart. Girdiğimiz gibi çıkamadığımız düzenin okullarında enjekte edilen tek tiplilik, sessizlik, siniklik, siliklik, bananecilik gibi sayısız virüsünden kurtulmak gerekiyor. Bunun içinse gerekli [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kemalozer.wordpress.com&blog=4316243&post=257&subd=kemalozer&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Bu düzeni yıkmanın zor olmadığını ve yıkabilecek gücün bizde olduğunu elbette sizde biliyorsunuz. Fakat bazılarımız bu düzeni yıkmak için çabalarken bazılarımızın da düzenin hamiliğini yapması işleri zorlaştırıyor.</p>
<p>Bu düzeni yıkmak için değişime razı olmak şart. Girdiğimiz gibi çıkamadığımız düzenin okullarında enjekte edilen tek tiplilik, sessizlik, siniklik, siliklik, bananecilik gibi sayısız virüsünden kurtulmak gerekiyor. <b>Bunun içinse gerekli olan şey, ‘aşı’!</b></p>
<p>Aşı dediysek hemen gidip uluslararası ünlü aşı propagandisti Recep Akdağ’ın aşılarından söz ediyor değiliz. Sözünü ettiğimiz aşı, o aşının da panzeri.</p>
<p> <span id="more-257"></span>
<p>Bu aşı da bedel, aşı olmakta değil olmamakta. Üstelik bunu için ne bir doktor lazım ne de bir enjektör. Ne bir ilaç gerekli ne de zararlı bir etkisi var. Bekle gör gibi bir süreçte gerekmiyor.</p>
<p>Bu çarpık düzeni yıkmak hem şart, hem de elimizde. Bu düzeni yıkmak için acele etmez isek hızla yükselen tehlikesi bizleri acınası bir hayatın içine doğru sürükleyecek paletleri arasında doğrayacak.</p>
<p>Bu tehlikeli <b>düzeni yıkmak için</b> ne tanka, ne topa, ne misket bombalarına, ne de başka kirli silah gerekiyor.</p>
<p>Tarifi kolay, kullanımı basit bir reçetesi,</p>
<p>hazmı kolay bir menüsü,</p>
<p>faturası hafif bir bedeli var.</p>
<p>Neticesinden rahatsız olacaklar, az uz güçler değildir elbette. Ama bunlar arasında <b>Genelkurmay</b> olmayacak!</p>
<p>Neticesinde sizi ne sevgili Hasan Karakaya <b>‘İsrail aşığı’</b> ilan eder, ne de bir takım <b>‘yandaş medya’</b> tarafından kirletilmek istenirsiniz.</p>
<p>Bu işte kızsa kızsa, bazı aklıselim olmayan <b>akademisyen</b> ve <b>bürokrat</b> ile birkaç <b>patent sahibi</b> ve bazı <b>işbirlikçiler</b>i kızar. Onlarında işin tuzu biberidir tadını çıkarmak için katlanmak gerek.</p>
<p>Bu düzeni yıkmak için <b>gerekli olan en önemli kilometre taşı</b>, size bu düzenin dayattığı model ve isteklerden kurtulmayı istemek…</p>
<p>Evet, sadece inanmak ve istemek…</p>
<p>Diğer <b>gerekli malzeme</b>yi biz sağlarız. </p>
<p>Alsında buna bile gerek yok. Biz size sadece bir <b>yol haritası</b> verelim, inanıyoruz ki siz bu düzeni mum ışığında bile yıkarsınız!</p>
<p>Sizi temin ederiz ki genelkurmayımsı güçler sitesine bildiri koymaya bile vakit bulamadan iktidarı ele geçirirsiniz. Sefasını sürmekse becerinize kalmış bir şey…</p>
<p>Aslında bu düzeni yıkacak reçetenin ne olduğunu herkes çok iyi biliyor. ‘Bize bir şey olmaz’, <b>‘atın ölümü arpadan </b>olsun’ şeklindeki bayağı düşüncelerden kurtulmak gerekiyor.</p>
<p>Bu <b>bedbaht düzenin dayattığı model</b>den kurtulmak hem bizim hem de insanlığın hayrına yapılabilecek en iyi eylem olduğuna inancınız tamsa bunu yapabileceğinizden şüpheniz olmasın. </p>
<p><b>Bu düzeni ki</b>, tüm canlılara dünya dar eden yıkılası bir sistemdir.</p>
<p>Ondan hayır beklemek <b>şeytandan hayır beklemek</b>ten daha kötü…</p>
<p>O, hayır değil şer, o yararlı değil zararlı bir düzendir ki; yıkmak mı yıkmamak diye iki yol yok önümüzde. </p>
<p>Bu yıkımda rol almayan gençler, gelecek hayallerinden evliler çocuk beklentilerinden, orta yaşlılar torun sevgisinden ve sağlıklı bir yaşlılık hayalinden vazgeçmeye mecburlar. </p>
<p><b>Tek yol ‘devrim’!</b> Yani bu düzeni yıkmak! </p>
<p>Bunları yetişebilen belki de son nesil bizlerdik ama <b>bu devrim hayali </b>için, <b>cop </b>yemeyi göze alma, <b>parmaklılar </b>ardında beklemeye, korsan <b>duvar yazıları</b> yazmaya, gecenin bir yarısında <b>bildiri dağıtma</b>ya da gerek yok. </p>
<p><b>G</b>lobal <b>D</b>evlerin <b>O</b>yunu olan ve <b>geleceğimiz</b>i kontrol etmek, <b>bağımsızlığımız</b>ı sona erdirmek kısaca, yaşamımız verecekleri bir karara bağlı olan <b>bu silah</b>, şimdi yediden yetmişe hepimizin midesinde.</p>
<p>Yeni doğan bir bebek, <b>bu çirkef düzen</b>in paryası olarak doğuyor. </p>
<p>Bunun için ilk adım olarak hem bu ülkede ki düzenin hem de küresel düzenin zihnimize ilmek ilmek dokuduğu zararlı hasletlerden kurtulmayı hedef olarak koymalı herkes.</p>
<p>Sonra gıda ürünlerinin etiketini okumaya başlamalı. Bilmediğimiz bir içerik görünce onun ne olduğunu öğreninceye kadar o ürünü tüketmekten vazgeçmeli. Onun zararsızlığından emin olamadan bir daha tüketmemeli.</p>
<p>En önemlisi pazara <b>arz </b>edilip ardından <b>reklâm </b>edilerek tükettirilen ne kadar ürün varsa bir bir uzak durmalı. </p>
<p>Arz edilen ürünleri tüketme alışkanlığından vazgeçmediğimiz müddetçe bu <b>‘lağım düzeni’</b> aynen devam eder. <b>Kendi talebini oluşturmak</b> ve üreticilerin talebimize yönelik üretim yani arzlar yapmalarını sağlamak demektir ki; işte çözüm budur. Bu serbest piyasa ekonomisi denilen emperyalist düzende insanlar mideleri üzerinden yönetilmekteler. </p>
<p>Bu düzenden rahatsız olmayan birileri varsa bilin ki onlar fıtratları bozulmuş yaratıklardır. Bu tüketmeme gücümüzü devreye sokarsak üretici bunu asla göz ardı edemez. </p>
<p>Çünkü sizi şekillendiren mideniz. Midemize gireni bilmiyorsak geleceğimizden emin olmamız söz konusu olamaz.</p>
<p>Peki, ne yapmalı? diyorsanız yağ alışkanlıklarını değiştirerek başlayabilirsiniz. <b>Sızma Zeytinyağı</b> dışındaki <b>tüm yağların GDO içerdiğini bilerek</b> bu yağlardan uzaklaşabiliriz. <b>‘Soya lesitini’</b> içeren tüm gıdaları satın almayarak devam edebiliriz. </p>
<p>Mevsimsiz sebze meyve yemeyerek sağlıklı yaşanabileceğini hazır içeceklerin şerrinden korunmak gerektiğini, şekersiz denilen ürünlerin GDO’lu tatlandırıcılar içerdiğini, mısır şuruplu ürünlerden sakınmamız gerektiğini bilerek ve buna uygun tüketerek başlayabiliriz. </p>
<p>Bu düzen böyle yıkılır. Başka yolu yok!</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kemalozer.wordpress.com/257/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kemalozer.wordpress.com/257/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kemalozer.wordpress.com/257/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kemalozer.wordpress.com/257/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kemalozer.wordpress.com/257/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kemalozer.wordpress.com/257/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kemalozer.wordpress.com/257/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kemalozer.wordpress.com/257/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kemalozer.wordpress.com/257/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kemalozer.wordpress.com/257/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kemalozer.wordpress.com&blog=4316243&post=257&subd=kemalozer&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kemalozer.wordpress.com/2009/11/14/bu-dzen-nasil-yikilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/f64f5343fb1b80c027fd1f21e82b3cfe?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">kemalozer</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İnsanlık &#252;zerine oynanan kumar</title>
		<link>http://kemalozer.wordpress.com/2009/11/07/insanlik-zerine-oynan-kumar/</link>
		<comments>http://kemalozer.wordpress.com/2009/11/07/insanlik-zerine-oynan-kumar/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Nov 2009 01:13:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kemal Özer</dc:creator>
				<category><![CDATA[Din-İnanç]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Temel Haklar]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlükler]]></category>
		<category><![CDATA[basın]]></category>
		<category><![CDATA[gdo]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[gm]]></category>
		<category><![CDATA[gmo]]></category>
		<category><![CDATA[tohum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kemalozer.wordpress.com/2009/11/07/insanlik-zerine-oynan-kumar/</guid>
		<description><![CDATA[Domuz gribi ve GDO tartışmalarında gelinen nokta oldukça sevindirici. Çünkü toplum tedirgin!  
Kimilerine göre bu tedirginlik iyi değil. Kesinlikle yanılıyorlar!
Bir toplum, tedirgin olmuş ve bir konuda endişe taşıyorsa artık o toplum kolay kolay aldatılamaz.
Domuz gribi konusunda oluşan direnç ve endişe iyi bir başlangıçtı. Ardından gelen GDO konusundaki önemli duyarlılık ümit verici boyutlara ulaştı.
Ancak kaygı [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kemalozer.wordpress.com&blog=4316243&post=252&subd=kemalozer&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Domuz gribi ve <b>GDO tartışmaları</b>nda gelinen nokta oldukça <b>sevindirici</b>. Çünkü toplum tedirgin! <a href="http://kemalozer.files.wordpress.com/2009/11/gdobombasi1.jpg"><img title="gdo-bombasi" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;margin-left:0;border-left:0;margin-right:0;border-bottom:0;" height="313" alt="gdo-bombasi" src="http://kemalozer.files.wordpress.com/2009/11/gdobombasi_thumb1.jpg?w=220&#038;h=313" width="220" align="right" border="0" /></a> </p>
<p>Kimilerine göre bu <b>tedirginlik</b> iyi değil. Kesinlikle yanılıyorlar!</p>
<p>Bir toplum, tedirgin olmuş ve bir konuda <b>endişe</b> taşıyorsa artık o toplum kolay kolay aldatılamaz.</p>
<p>Domuz gribi konusunda oluşan direnç ve endişe iyi bir başlangıçtı. Ardından gelen GDO konusundaki önemli duyarlılık <b>ümit verici boyut</b>lara ulaştı.</p>
<p>Ancak kaygı verici olan; nasıl bir tanımlama yapacağımdan emin olamadığım kimilerine göre <b>‘İslamcı’</b>, kimilerine göre <b>‘muhafazakâr’</b>, kimilerini <b>‘yandaş’</b> basın yayın organlarının çoğunun bu iki konuda kelimenin tam manasıyla <b>haktan yana tavır alamama</b>ları.</p>
</p>
<p> <span id="more-252"></span>
<p>Yayın organları alamadı da yazarları aldı mı? Küçük istisna hariç beklide onlarında ya istemeye istemeye cümleler boğazlarına dolandı ya da bu hassas konulardan ne kadar uzakta yaşadıklarını gösterdiler. Akif Beki gibi birkaç kişi ise <b>insanlık üzerine oynanan kumar</b>ı eleştirenleri ‘komplocu’ olarak etiketlemeyi tercih etti.</p>
<p>Kimse kızmasın ama gerçek bu.</p>
<p>Yeni Şafak’tan Salih Tuna, İbrahim Karagül, Sabah’tan Nazlı Ilıcak gibi birkaç istisna hariç hepsi <b>görmedik, duymadık, bilmiyoruz</b>u oynamaya devam ediyorlar.</p>
<p>Bu camianın basın yayın organlarında çalışan tüm muhabir, programcı ve sunucuları hassasiyetlerini ve içlerindeki acıyı birebir görüştüklerimde müşahede etme imkânım oldu. Sayfalara yansın <b>domuz gribi yandaşlığı</b> ile bu çaresizliği yana yana görmek ise benim kadar onlar için de acı vericiydi. </p>
<p><b>İnanç özgürlüğü</b>nü savunan ve emperyalist güçlerin projelerin konusunda uyanık ve ihtiyatlı olması gereken bu çevrelerin siyasi iradenin ağzından çıkan her şeyi <b>vahyi savunur gibi</b> sayfalarına taşımaları, kabul edilebilir bir durum olamaz.</p>
<p>Bu çevrelerin tüketim ve özellikle de <b>helâl tüketim</b> konusunda daha hassas olmaları gerekmez miydi?</p>
<p>Bilmiyoruz, bilmiyorduk gibi <b>mazeretleri olabilir mi</b>? Kimse kusura bakmasın ama hepsi <b>her şeyi bal gibi biliyor</b>! </p>
<p>Ortada bir yönetmelik var. <b>Türkçe bir yazıyı okumasını bilen aklı başında herkes, bu yönetmeliği okuyunca ne kadar alelade ve sakıncalı olduğunu görebilir</b>. Böyle olduğunu görmek isteyenler gördü ve görmeye devam ediyor!</p>
<p><b>Hılful Fudul yemini</b>ni yapanlar ve nasıl yemin etmişlerdi hatırlayalım: “Allah’a yemin olsun ki, Mekke şehrinde (dünyada) birine haksızlık ve zulüm yapıldığı zaman hepimiz, o kimse ister iyi, ister kötü, ister bizden, ister yabancı olsun; kendisine hakkı verilinceye kadar tek bir el gibi hareket edeceğiz. Denizlerin bir kıl parçasını ıslatacak suyu bulundukça, Hıra ve Cebir Dağları yerinde kaldıkça ve üzerinde dağ tekeleri otladıkça bu yemine aykırı davranmayacağız ve birbirimize maddi yardımda bulunacağız.”</p>
<p>Bu yenimi edenler arasında bulunan Peygamber s.a.v’in ümmeti olan bizler, bu yeminin muhatabı mıyız değil miyiz? Herkes kendine sormalı ve <b>yandaşlığını buna göre belirle</b>meli tavrını yandaşlığını ve karşıtlığını.</p>
<p>Söz konusu çevreler itiraf etmeliler ki bu konuda da <b>geçer not</b> alamadılar. Salih Tuna üstadımızın “Mademki hakikat müminin yitik malıdır; Ertuğrul Bey&#8217;ciğimin dilinden de gelse, yüzümüzü ekşitemeyiz ona. Yalçın Bayer&#8217;ler, Yılmaz Özdil&#8217;ler de şiddetle karşı çıkıyorlar diye sessiz kalamayız” cümlelerin olup biteni çok güzel özetliyor?</p>
<p>Biliyor ve görüyoruz ki bazı çevrelerin domuz gribi aşısına da GDO belasına karşıtlıkları da <b>sadece Ak Parti’ye muhalefet etme arzu</b> ve kinlerinden kaynaklanıyor. </p>
<p>Biz, ne domuz gribi skandalı konusunda ne de GDO faciasında bunların yaptığı gibi bir açmazın içinde olamayız!</p>
<p>Bizim karşıtlığımız, haksızlık karşısında <b>‘susan şeytan olmamak’</b>tır. Hiç kimsenin şüphesi olmamasın ki <b>bu konuları arka planı</b>nı hem Sağlık Bakanı’ndan hem de Tarım Bakanı’ndan daha iyi biliyoruz. Onlardaki en basit ifadesiyle tasanüd…</p>
<p><b>‘Aşı aşı’</b> diye bağıranlar ile <b>‘GDO yandaşları’</b> gibi ne ilaççılardan ne de tohumculardan besleniyoruz. Ne var ki aşı üretenle tohum satan aynı firmalar… Onlar petrolün de, silahında, katkı maddelerinin de, gübrenin de, hormonun da, yemin de, tavuğun da, ineğin de sahibi. </p>
<p><b>Derdimiz</b> insanlık sevdası, hesap günü kaygısı ve sorumluluk! Ne iktidarla göbek bağımız var ne de muhalefetle. <b>Amacımız</b>, kimileri gibi ne iktidarı aşağılamak, ne de çıkarımız için alkışlamak! İktidarda ve muhalefette kim olursa olsun sadece ve <b>sadece hakkı haykırmak</b>!</p>
<p><b>Aşıların da GDO Yönetmeliği’nin de bir komplo olduğu</b>nu biliyoruz. Aşı konusunda yükselen toplumsal tepkiden güç alan Sayın Başbakan dünyanın gözü önünde bakanını azarladı. Geç kalınmış bir tepki olsa da örneği zor görülecek <b>alkışladığımız bir çıkış</b>tı bu.</p>
<p>GDO konusunda da kendinin <b>yanlış bilgilendirildi</b>ğinden hiç endişe duymuyoruz. Bunun en büyük delili, ‘GDO’yu yasakladık’ dedikten sonra konuyu enine boyuna incelemeleri için <b>müşavirlerini görevlendirmesidir ki</b> ben denizle de konuyu müşavere etmişlerdir. Bu görüşmenin de hiçbir ön yargı içinde olmadan yapılması da sevindirici bir durum ki kendilerini bu nedenle bir kez daha alkışlıyoruz.</p>
<p>Bu vesileyle elimizdeki tüm bilgi ve belgeleri zat-ı âlilerini sunulmak üzere en kısa sürede ulaştıracağız.</p>
<p>Sağlık Bakan’ın <b>aşı konusundaki</b> <b>hatalar zinciri</b> azalma eğiliminde. Tümüyle bir <b>‘u dönüşü’</b> nefse zor gelir. Ama “<a href="http://www.timeturk.com/A%C5%9F%C4%B1-domuz-gribinden-daha-tehlikeli_98363-haberi.html">İngiltere Toplum Bilimi Enstitüsü (ISIS) tarafından hazırlanarak İngiltere Sağlık Ofisi Başkanı Liam Donaldson ve ABD Gıda ve İlaç Yönetimi Başkanlığı’na ileten Raporu</a>”ndan sonra zorda olsa Bakandan beklenen yanlış aşı ısrarından vazgeçmesi. Zannediyorum ki <b>küresel güçlerin baskısı</b>na karşı henüz diri olan iman ve vicdan ile yükselen toplumsal baskı bunu sağlayabilir.</p>
<p>Tarım Bakanı içinde aynı duyguları paylaşmakla birlikte GDO meselesinde ülkesini seven, dindar, milliyetçi ve solcu çevrelerin seviyeli tepki göstermeye devam etmeleri gerekiyor. </p>
<p>Oluşan atmosfer bunun için yeterli. Doğrusunu söylemeliyim ki <b>Deniz Baykal</b>’dan bu konuda bu tepkiyi beklemiyordum. Belki sussaydı daha mı iyi olurdu demekten de kendimi alamıyorum. </p>
<p><b>Devlet Bahçeli</b> ise yine sükûtu hayale uğrattı. Üstelik partisinin büyük kongresi öncesinde bunu yapması için daha uygunken derin uykusuna anlam vermekte zorlanıyorum. Bir bölgecilik partisi <b>DTP</b>’den zaten hiç ümidim yok. Bu konuda bizimle iletişime geçen ve müşavere eden <b>SP, DSP ve BBP</b>’den daha yüksek bir ses ve eylem beklemeyi devam ediyoruz. Bu ve diğer partilerin liderlerinin sabah akşam bu konuda aralıksız içi dolu çalışmalar yapmalılar. </p>
<p>GDO ve dolayısıyla <b>tohum meselesi</b> -bu mümkün değil ama- <b>GDO’nun zararsızlığı ispatlansa bile</b> bunun bir <b>özgürlük ve bağımsızlık meselesi olduğu</b> gerçeğinden hareketle; yandaşı yandaş olmayanı, dindar olanı olmayanı, Türkçüsü Kürtçüsü, askeri sivili herkesin ses vermesi ve karşı durması insani sorumlulukları arasında…</p>
<p>Ümit varım ve Başbakanın GDO’yu bu ülkeden tümüyle yasaklayacağına inancım tam. Hatta bununla da yetinmeyerek Türkiye’yi dünya da tüm çevrelerin alkışlamasını ve hayran kalmasını sağlayacak bir mücadelenin içine girip, <b>GDO’nun tüm dünya’da yasaklanması için</b> gayret göstermesini de arzuluyorum. Bugün, insanlığa GDO’nun yasaklanmasından daha büyük bir armağanı kimse veremez. </p>
<p><b>Çünkü GDO demek;      <br /></b>sayısız <b>hastalık</b> demek,     <br /><b>kölelik</b> demek,     <br />insanlığın ortak mülkü <b>tohum</b>ları birkaç kürsel gücün insafına terk etmek demek, </p>
<p><b>bağımsız</b>lığından vazgeçmek demek, </p>
<p><b>kısırlaştırılma</b>yı kabul etmek demek,</p>
<p>bitkilerin ve hayvanların <b>beddua</b>sını almak demek,</p>
<p>dünyayı <b>yaşanamaz bir yer</b> haline getirmek demek,</p>
<p>her mideyi <b>misket bombası</b> ile doldurmak demek,</p>
<p>beden ve <b>ruh sağlığı</b>ndan vazgeçmek demek,</p>
<p>insan ve hayvanlarda <b>yamyamlaşma </b>belirtileri demek,</p>
<p>kötülük ve <b>belâ </b>demek,</p>
<p><b>zulüm </b>ve haksızlık demek,</p>
<p>dedelerimizden aldığımız <b>emanete ihanet</b> demek.</p>
<p>Hatta hatta <b>şeytani bir eylem</b>e ortak olmak demek.</p>
<p>Bu konuda <b>en büyük sorumluluk</b>, iç kuşkusuz helal nimet tüketme ve bunun fıkhını öğrenmek gibi imanı sorumlulukları olan ‘yandaş İslamcı, muhafazakâr’ tanımına sığmayan <b>Müslümanların</b>.</p>
<p>Bunu yapmazlarsa o <b>belâ gelir ve onları da bulur</b> ve kurunun yanında yaşı da yakar.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-   </p>
<p>Bu makale <a href="http://www.timeturk.com">www.timeturk.com</a> için kaleme alınmıştır. </p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kemalozer.wordpress.com/252/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kemalozer.wordpress.com/252/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kemalozer.wordpress.com/252/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kemalozer.wordpress.com/252/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kemalozer.wordpress.com/252/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kemalozer.wordpress.com/252/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kemalozer.wordpress.com/252/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kemalozer.wordpress.com/252/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kemalozer.wordpress.com/252/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kemalozer.wordpress.com/252/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kemalozer.wordpress.com&blog=4316243&post=252&subd=kemalozer&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kemalozer.wordpress.com/2009/11/07/insanlik-zerine-oynan-kumar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/f64f5343fb1b80c027fd1f21e82b3cfe?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">kemalozer</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://kemalozer.files.wordpress.com/2009/11/gdobombasi_thumb1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">gdo-bombasi</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Doğan&#8217;ı vuran, kendi silahı</title>
		<link>http://kemalozer.wordpress.com/2009/10/26/dogani-vuran-kendi-silahi/</link>
		<comments>http://kemalozer.wordpress.com/2009/10/26/dogani-vuran-kendi-silahi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2009 13:24:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kemal Özer</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[aydın doğan]]></category>
		<category><![CDATA[doğan]]></category>
		<category><![CDATA[doğan medya]]></category>
		<category><![CDATA[hürriyet]]></category>
		<category><![CDATA[kanal d]]></category>
		<category><![CDATA[milliyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kemalozer.wordpress.com/2009/10/26/dogani-vuran-kendi-silahi/</guid>
		<description><![CDATA[Türk medya tarihi, medya patronları açısından iniş ve çıkışlarla dolu. Çok değil on yıl öncesinin medyası artık yok. Simavi, Bilgin ve Uzan ailesinin akıbetleri herkesin mâlumu.
Elinize geçirdiğiniz bir aleti yahut gücü, amacı dışında kullanırsanız bir gelip sizi vurur. Açtığınız ateşin mermisi bir gün gelip sizi bulur. Yaktığınız her ateş bir gün gelir sizi de sarar. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kemalozer.wordpress.com&blog=4316243&post=249&subd=kemalozer&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Türk medya tarihi, medya patronları açısından iniş ve çıkışlarla dolu. Çok değil on yıl öncesinin medyası artık yok. Simavi, Bilgin ve Uzan ailesinin akıbetleri herkesin mâlumu.</p>
<p>Elinize geçirdiğiniz bir aleti yahut gücü, amacı dışında kullanırsanız bir gelip sizi vurur. Açtığınız ateşin mermisi bir gün gelip sizi bulur. Yaktığınız her ateş bir gün gelir sizi de sarar. İmdat çığlığı attığınızda yapayalnız olduğunuzu anlarsınız. Artık çığlığınızı duyacak kimse yoktur.</p>
<p>Bugün <b>Aydın Doğan’ı saran ateş</b>, dün <b>Uzan</b>ları ve <b>Bilgin</b> ailesini sarmıştı. Geçmişteki ateşleri belki de en çok Doğan Medyası’nı mutlu etmişti. Doğan’ın bugünkü yapayalnızlığı bu yüzden&#8230;</p>
<p>Şimdi <b>fatura ödeme sırası</b>, güç sarhoşluğuyla bir gün sıranın kendinse geleceğini fark edemeyen Doğan’da!</p>
<p> <span id="more-249"></span>
</p>
<p>Siyasi irade, Doğan’a son iki yılda birkaç kez <b>‘kendine gel’</b> anlamında ihtarda bulundu. Ama nafile. Çünkü kafasını 28 Şubat’ta kuma gömen Doğan Medyası, kafasını çıkarmaya niyetli değildi. </p>
<p><b>Star Tv</b>’nin Doğan’a devri, aslında önemli bir test ve en büyük ihtardı. Fakat birkaç on yılın sarhoşluğu, idraklerini kapatmış olmalı ki mesajı anlamamada direndi.</p>
<p>Yolun sonuna gelindi. <b>Artık her yol duvar!</b></p>
<p>Bir dönem daha kapandı. </p>
<p>Ve <b>Doğan Medyası’nın da dönemi bitti. </b></p>
<p>Hürriyet ve Milliyet dâhil DYH’e ait tüm yayın organları <b>yeni patronuna devir için işlemler</b>i bekliyor.</p>
<p>Doğan’la masaya oturulduğunda önüne <b>konulan günah galerisinin dudak uçuklatmaktan öte bir ateş topu olduğunu gördüğünde oldu ne olduysa Aydın Beye.</b></p>
<p>Günah galerisinde yok yoktu.</p>
<p>Dönülmez bir yolda olduğunu anladı anlamasına ama <b>çok geçti</b> artık.</p>
<p>Birilerini kovarak düzeltilecek iş değildi bu süreç.</p>
<p><b>Üç seçenek</b> kalmıştı.</p>
<p><b>Bir: </b>Tıpkı Hürriyet’ini aldığı Simaviler gibi <b>bir gece ansızın toz olup uçmak</b> –ki Aydın bey uçtu bile–</p>
<p><b>İki:</b> Uzlaşmak ve ne kurtarabilirse onunla yetinmek&#8230;</p>
<p><b>Üç:</b> Ya da savaşmak…</p>
<p>Fakat önündeki dosyada yer alan çoğunu kendisinin bile unuttuğu günahları, <b>savaş için mermisinin tükendi</b>ğine işaret ediyordu.</p>
<p>İhtiyaten Cem gibi uzansa da Aydın Bey orta yolu seçti. </p>
<p>İlk iş olarak Milliyet’ini ve Hürriyet’ini devretti</p>
<p>Sonra <b>eski ve yaşlı patronların kulübü</b>nden <b>yumuşak bir çekilme</b> yaptı büyük kızı.</p>
<p>Ardından <b>aile fertleri tek tek medya yönetimlerinden çekildi</b>ler.</p>
<p>Daha Ocak 2009’da <b>‘Bende satılacak gazete yok! Varsa satan ben alayım’</b> diyen patron, ödenmesi çok zor bir ceza için Maliye ile masaya oturup <b>‘tarhiyat sonrası uzlaşma’</b> talep ediyordu. Üstelik geçmişte olduğu gibi gürültü patırtı yapmadan… Sessiz sedasız…</p>
<p>Artık <b>‘hodri meydan’</b> diyecek ne güç vardı ne de gazete satın alacak uygun bir ortam.</p>
<p>Dahası <b>mektup yazma</b>ya bile vakit kalmamıştı.</p>
<p><b>Kapıda pijama ile Başbakan karşılama devri çoktan kapanmıştı.</b></p>
<p>Adeta bir çağ kapanıp yeni bir çağ açılması gibi <b>Doğan Medyası çağı kapandı </b>ve -isimleri şimdilik bizde mahfuz- yeni patronların çağı başlıyor!</p>
<p>Görünen o ki 2010’da Doğan Medyası olmayacak. Ancak Aydın Doğan, ne Bilgin gibi Uzanacak ne selefi Simaviler gibi toz olup uçak.</p>
<p>O kendi halinde orta halli bir işadamı olarak girecek 2010’a.</p>
<p>2010 sonrası ise Doğan ailesi için ayrı bir muamma. </p>
<p>Bütün bunlar bir kehanet mi? Değil. Çünkü Doğan Grubu birkaç gün önce SPK’ya gönderdiği mektubunda <b>Doğan Medya organlarının hepsinin tüm hisselerini satılık olduğu resmen bildirdi</b>.</p>
<p>Bugün itibari ile vergi cezaları için açtığı yürütmeyi durdurma talebi de reddedildi. Başta da belirttiğimiz gibi hiçbir çıkış yolu kalmadı.</p>
<p>Bu durum sadece <b>bir medya devinin hazin sonu</b> olmayacak elbette. Bu durum Türkiye’de yepyeni bir dönemin de habercisi. </p>
<p>Hem Ortadoğu’da hem de dünyada açtığı tüm kartlar aleyhine işleyen Siyonizm içinde kötü bir haber bu.</p>
<p>Fakat Doğan’ın gidişe kimse sevinmesin. Bir çaresine bakar bir Doğan’ı gönderir yenilerini ortaya çıkarırız. Almanya için de kara bir haber. </p>
<p>Bu duruma sevinme hakkı olan herkes sevinebilir lakin <b>medya patronları hiç sevinmemeli.</b> Çünkü <b>Türkiye’nin yakın tarihi ne ulu medya çınarlarını devrilişi ile dolu</b>. </p>
<p>Medya patronları için bugün sevindikleri şey, yarın kendilerini bekleyen akıbet. Bugün hoşunuza giden şey, kendiniz için biçtiğiniz kader.</p>
<p><b>Akıllı bir medya patronu</b>, medyasını bir silah olarak kullanmaz. Diğer ticari işleri için bir araca dönüştürmez ve dahası silahını kendine doğrulmaz. </p>
<p>Muhtemeldir ki yeni dönemde medya devlerinden biri de KT’ler olacak. Yeni ve eski patronları, ölümlü <b>güç odaklarına tetikçilik yaparak toplumla savaşmak</b> yerine, toplum ve değerleri ile barışık yaşamalı. </p>
<p>Sonsuzluk Allah’a mahsustur ve ‘O’nun değerleri ile savaşan kaybeder. </p>
<p>Her Doğan batar!</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kemalozer.wordpress.com/249/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kemalozer.wordpress.com/249/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kemalozer.wordpress.com/249/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kemalozer.wordpress.com/249/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kemalozer.wordpress.com/249/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kemalozer.wordpress.com/249/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kemalozer.wordpress.com/249/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kemalozer.wordpress.com/249/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kemalozer.wordpress.com/249/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kemalozer.wordpress.com/249/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kemalozer.wordpress.com&blog=4316243&post=249&subd=kemalozer&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kemalozer.wordpress.com/2009/10/26/dogani-vuran-kendi-silahi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/f64f5343fb1b80c027fd1f21e82b3cfe?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">kemalozer</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Domuz gribi aşısı olmayacağız. &#199;&#252;nk&#252;&#8230;</title>
		<link>http://kemalozer.wordpress.com/2009/10/23/domuz-gribi-asisi-olmayacagiz-nk/</link>
		<comments>http://kemalozer.wordpress.com/2009/10/23/domuz-gribi-asisi-olmayacagiz-nk/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Oct 2009 10:14:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kemal Özer</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[dünya sağlık örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[domuz]]></category>
		<category><![CDATA[domuz gribi]]></category>
		<category><![CDATA[kuş gribi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kemalozer.wordpress.com/2009/10/23/domuz-gribi-asisi-olmayacagiz-nk/</guid>
		<description><![CDATA[Önceki yazımızda kuş gribinin arka planı özetlemeye çalışmıştık. Hem ülkemizde hem de dünyada gripler öldürücü bir hastalık. Lakin ‘domuz gribi’ gibi laboratuar virüsleri, iddia edildiği gibi diğer virüsler kadar tehlikeli değil.
Birçok tehlikeli virüs ile gıda güvenliği konusunda hatta ülkenin ekmek sorunu için bile önlem al(a)mayan bir bakanlığın, iş bu tür bir merkezden yönetilen ve ilaç [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kemalozer.wordpress.com&blog=4316243&post=248&subd=kemalozer&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Önceki yazımızda kuş gribinin arka planı özetlemeye çalışmıştık. Hem ülkemizde hem de dünyada gripler öldürücü bir hastalık. Lakin ‘domuz gribi’ gibi laboratuar virüsleri, iddia edildiği gibi diğer virüsler kadar tehlikeli değil.</p>
<p>Birçok tehlikeli virüs ile gıda güvenliği konusunda hatta ülkenin <b>ekmek sorunu</b> için bile önlem al(a)mayan bir bakanlığın, iş bu tür <b>bir merkezden yönetilen ve ilaç firmalarının aç kurtlar gibi saldırdığı medyatik bir virüs</b>le ilgili gösterdiği refleks, ister istemez sağduyulu çevreleri tedirgin ediyor.</p>
<p> <span id="more-248"></span>
</p>
<p>Oluşturulan bu tedirginliğin baş sorumlusu hiç kuşkusuz Sağlık Bakanı ve ekibi. Her türlü çabaya rağmen, arzular gibi gözüktükleri sonucun ortaya çıkmayacağı ortada.</p>
<p>Ülkeye getirildiği iddia edilen <b>aşılar</b>ın<b> tartışmasız bir komplo</b> olduğu, su götürmez bir gerçek. Bu nedenle neden <b>aşı olmamamız gerektiği</b>ni ve insanlığa reva görülen bu komplodan <b>kimin ne çıkarı olduğu</b>nu izah etmeye gayret edelim. <b>Aşı</b> <b>neden gereksiz</b>, hatta <b>neden tehlikeli</b> ve de <b>neden aşı olmamalıyız</b>a geçmeden önce, Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın domuz gribi ile ilgili basına yansıyan açıklamalarından örnekler sunalım. Sonra konu ile ilgili çıkar çevrelerinin hedeflerini irdeleme gayret edelim.</p>
<p><a name="OLE_LINK2"></a><a name="OLE_LINK1">Sağlık Bakanı Recep Akdağ;</a></p>
<p><b>30 Nisan 2009</b> : “Domuz gribinin ortaya çıkmasından sonra gece çok geç saatlere kadar yatmıyorum” </p>
<p><b>11 Haziran 2009</b> : “Biz aşıyı satın alma konusunda masaya oturmuş, önde gelen ülkelerden biriyiz. Domuz gribine yönelik aşın, birkaç ay içerisinde geliştirilebilecek ve aşı üretiminin yaklaşık 3-4 ay sürebilecek.” </p>
<p><b>08 Eylül 2009</b> : “Hastalığın aşı ile ilgili gelişmelerinin de henüz tamamlanmamış olmasıdır” </p>
<p><b>08 Eylül 2009</b> : “Bu hastalık, bütün dünyada önümüzdeki aylarda çok hızlı bir şekilde yayılacak. Burada önemli olan kendi ülkemiz açısından bu yayılmayı yavaşlatmak, riskli grupları iyi korumak, onları aşılamaktır. Ne yapacağımızı bilmektir. Çok insan hastalanacaktır, buna hazırlıklı olalım”</p>
<p><b></b></p>
<p><b>18 Eylül 2009</b> : “Domuz Gribi hastalığı, bütün dünyada önümüzdeki aylarda hızla yayılacak” </p>
<p><b>08 Ekim 2009</b> : &#8221;3 ayrı firmadan aşı alıyoruz. Bu firmalardan biriyle anlaşmamız bitti. 25 milyon doz aşıyla ilgili sözleşmemizi bitirdik, tamamladık. İlk dozları bu ayın sonuna kadar almış olacağız. Bunu da ilk defa açıklıyorum. Aşağı yukarı 18 milyon doz aşıyla ilgili olarak da anlaşmamızı bu ay içinde bitirebileceğimizi düşünüyoruz. Önümüzdeki 6 ay içerisinde bu aşılar Türkiye&#8217;ye gelecek. Aşağı yukarı 20 milyon doza yakın, 17-18 milyon doz aşının yıl tamamlanmadan elimizde olacağını ümit ediyoruz. Anlaşmaları bu şekilde yaptık&#8221;</p>
<p><b>10 Ekim 2009</b> : “Ekim ayında ilk partisi alınması planlanan aşıda ciddi yan etki tespit edildiği takdirde aşılamadan vazgeçilebiliriz. Gerekli görülürse okulların kapatırız”</p>
<p><b>10 Ekim 2009</b> : “Türkiye’de hiç aşı yapılmazsa, nüfusun tahminen 3’te birinin hastalanacak, 5 bin kişi hayatını kaybedecek. Dolaylı kayıplar hariç salgının toplam maliyetinin 1.1 milyar TL olacak. Ama biz önlemimizi aldık. 1 milyon 800 bin kişinin hastalığa yakalanacağını ve 400 ölümünün gerçekleşeceğini öngörüyoruz”</p>
<p><b>10 Ekim 2009</b> : “2,5 milyon kutu antiviral ilaç ve 400 bin adet sağlık personeli koruyucu kiti stoklandı”</p>
<p><b>10 Ekim 2009</b> : Aşılar üç ayrı firmadan temin edilecek. Ocak başına kadar 48 milyon aşı siparişinin yüzde 35’i teslim edilecek ve aşılar ücretsiz yapılacak. Okulların kapatılabilecek, yarıyıl tatilinin uzatılabilecek”</p>
<p><b>13 Ekim 2009</b> : “Domuz gribi aşısı Ekim ayının 3. haftasında Türkiye&#8217;ye ulaşacak. Siparişimiz de 20 milyon dozdan 48 milyon doza çıkarıldı…” diyor.</p>
<p>Son günlerin en dikkat çekici konusunun <b>demokratik açılımlar</b> olması gerekirken, Sağlık Bakanı’nın <b>kehanet dolu açıklama</b>ları siyaseten gündem değiştirmeye mâtuf değilse –ki Sağlık Bakanının yedi yılda böyle bir becerisine rastlanmadı– cevaplanması gereken onlarca soru ortaya çıkmakta. </p>
<p>Bizde sorularımızı bilgi edinme hakkımızı kullanarak Sağlık Bakanlığı’na yönelttik. </p>
<p><b>Bakanlığa yönelttiğimiz ve cevaplanmasını beklediğimiz sorular?</b></p>
<p>1- Yukarıdaki cümleler Sağlık Bakanı Recep Akdağ’a mı aittir?</p>
<p>2- Bakan bey daha Nisan ayında aşının birkaç ay çerisinde geliştirileceği bilgisine nasıl ulaşmıştır?</p>
<p>3- Hastalığın bütün dünyada hızlı bir şekilde yayılacağı kanaatine nasıl varılmıştır?</p>
<p>4- Aşının üretiminin 3-4 ay alacağı bilgisine nasıl ulaşmıştır?</p>
<p>5- 48 milyon doz aşı alımı doğru mudur?</p>
<p>6- Doğru ise zikredilen üç firmanın isimleri nedir?</p>
<p>7- Bu üç firmanın ürettiği aşıların marka/isimleri nelerdir?</p>
<p>8- Bu üç firmanın aşıları lisans almış mıdır?</p>
<p>9- Bu aşılar insanlarda denenmiş midir?</p>
<p>10- Denenmiş ise kaç kişide denenmiştir?</p>
<p>11- Söz konusu aşıların denendiği insanlarda herhangi bir yan etkisi olmuş mudur?</p>
<p>12- Yan etki olmuş ise bunlar nelerdir?</p>
<p>13- Bu aşılar ihale kanunun hangi maddesine göre alınmıştır?</p>
<p>14- Aşıların birim fiyatı ve toplam fiyatı kaç TL’dir?</p>
<p>15- Aşılara ödenecek para hangi kaynaktan karşılanacaktır?</p>
<p>16- Aşıların üretim ve son kullanım tarihi arasındaki aralık ne kadardır?</p>
<p>17- Sağlık Bakanlığı’nın domuz gribi aşısının Türkiye’de üretilmesi için bilimsel bir çalışması olmuş mudur? Bu alanda çalışmak isteyen bilim çevreleri ile işbirliği yahut katkısı olmuş mudur?</p>
<p>18- Bu aşılar Türkiye’de üretilemiyor ise Türkiye’de üretilmesinin önündeki engeller nelerdir? Türk bilim çevreleri bilimsel yeterlilik yahut ekonomik yeterlilik açılarından yetersiz mi kalmaktalar?</p>
<p>19- Türk halkının üçte birinin domuz gribine yakalanacağı kanaatine nasıl ulaşılmıştır?</p>
<p>20- Aşı olmayan ve domuz gribine yakalanan 5 bin kişi hayatını kaybedeceği kanaatine nasıl varılmıştır? </p>
<p>21- Bakanlığınız yahut Sağlık Bakan’ı Azrail’le iletişim halinde midir?</p>
<p>22- Aşı yararlı ise aşı olan kimselerden neden 1 milyon 800 yüz bin kişi domuz gribine yakalanacak ve 400 kişi neden ölecektir? </p>
<p>23- Türkiye Sağlık Bakanı gibi ülkesinden kaç kişinin domuz gribine yakalanacağı ve öleceği konusunda rakam veren başka bakan var mı? </p>
<p>24- Domuz gribin ABD’li tohum ve ilaç üreticileri ile Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Ticaret Örgütü ile organik ya da inorganik bir bağı var mı?</p>
<p>25- Satın aldığınız domuz gribi aşılarını üreten üreticilerin Rockefeller Grubu ile bir bağı var mı?</p>
<p>26- Domuz gribi mikrobu ile aşısının Rockefeller Grubu’nun dünya nüfusu azaltmak için 1952’den bu yana yürüttüğü nüfus planlaması ve kısırlaştırma programı ile bir ilişkisi var mı?</p>
<p>27- Türkiye’de aşı olmak istemeyen kişilere karşı ne tür bir müeyyide öngörülmekte?</p>
<p>28- Bu kadar kişi ölmez ise Sağlık Bakanı istifa etmeyi düşünüyor mu?</p>
<p>29- Bu kadar kişi ölmez ise Sağlık Bakanımızın haklı çıkmasını sağlayacak bir önleminiz var mı?</p>
<p>30- Satın aldığınız aşıların gençler ve gelecek nesiller üzerinde kısırlaştırıcı dâhil bir yan etkisi ortaya çıkması ihtimaline karşı bir önlem alındı mı?</p>
<p>Bakanlığın sorularımıza vereceği –ki verir ise- köşemizden sizlerle paylaşacağız.</p>
<p><b>Neden aşı olmamamız gerektiğinin cevabı aslında <a href="http://www.timeturk.com/yazardetay.asp?Newsid=17395">kuş gribi</a>nin her gün daha da netleşen hikâyesinde yatıyor. </b></p>
<p><b></b></p>
<p>Burada ana amaçlardan birinin Rockefellere Grubu’nun 1952’de kurduğu ‘<b>Dünya Nüfus Konseyi</b>’nin istenmeyen ırkları ortadan kaldırmak ve dünya nüfusunu azaltmak projesini bir parçası olmak ihtimali çok yüksek. </p>
<p>Kaldı ki <b>50 milyar dolar kâr</b> öngörülen domuz gribi aşısının <b>ilaç şirketlerini</b> –ki bu ilaç şirketlerinin önemli kısmı Rockefeller’le direkt ve endirekt yollarla ilişkili– <b>küresel çapta plan yapması ve psikolojik harp yöntemleri dâhil, her türlü yöntemi kullanacağı</b>ndan hatta <b>uzman satın alma</b>k gibi çok kullanılan yöntemleri deneyebileceğinden kuşku duymamak mümkün olabilir mi?</p>
<p>Elbette olamaz… </p>
<p>O halde bu oltaya takılmamak gerekiyor…</p>
<p><b></b></p>
<p><b>Griplerden nasıl korunabiliriz?</b></p>
<p><b></b></p>
<p>Domuz gribi ne boyutta olursa olsun, diğer <b>grip türleri kadar öldürücü olmadığı</b> hatta grip türlerinin en basiti olduğu ortada. Birçok <b>sağduyulu uzman</b>da bu gerçeği teyit ediyor. Bakanın ifade ettiği gibi bir boyuta asla ulaşmayacak.</p>
<p>Çünkü bakan verdiği kehanet dolu rakamlarının DSÖ’nün birkaç ay önce virüsün dünya çapında ulaşacağını planladığı verilerini –fakat bu <b>partnerlerinin bu kez beceriksiz çıkması</b> nedeniyle planlanan gibi gitmedi– Türkiye nüfusuna orantılanmasından kaynaklandığı çok açık.</p>
<p>Bu yüzden bile <b>aşı olmak akıllıca bir eylem olamaz</b>. Sadece bu aşıyı değil, diğer aşıları olmakta asla gerekli değil. (Bunun en önemli nedenleri arasında Dünya Tarım, Sağlık ve Ticaret örgütlerinin gerçek yüzünü bilmekle de alakalı olduğunu göz ardı etmemeliyiz)</p>
<p>Konuyu bir çarpıcı örnekle açmaya çalışalım.</p>
<p>Yaklaşık iki yıl önce <b>Sağlık Bakanlığı merkez teşkilatı bütün ekibine grip aşısı yaptırır</b>. Aşıdan sonra hukuk servisinde çalışan bir kişi “<b>Pnömoni</b>” kaparak 1 ay yatmak zorunda kalır. İdari Mali İşler Dairesi’nde görevli bir kişi ise “<b>Guilan-Barre sendromu</b>” adlı bir hastalığa yakalanıp altı ay kadar yatar. Çok tehlikeli bir süreç getiren bakanlık çalışanın hastalığının halen de devam ettiği ifade ediliyor.</p>
<p>Bu süreçte İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü ise aşıları kendi personeline yaptırmaktan çekinir. Burada şu soru önem kazanır. <b>Neden acaba?</b> İletişim kurabildiğim birçok bakanlık çalışanları domuz gribi aşısını kendisine ve ailesine asla yaptırmayacağını belirtiyor. </p>
<p>Bu çarpıcı örnek bile aşıları neden yaptırmamız gerektiği konusunda bizlere önemli ipuçları vermekte. Bu durum sadece bizde geçerli değil. ABD sağlık çalışanları, aşı olmamak için dava bile açtılar. Hâkeza <b>Almanya</b> bu konuda en ciddi sorunların yaşandığı ülkelerden biri. </p>
<p>İster domuz gribi açısından isterse de diğer bulaşıcı hastalıklardan <b>korunmak için yapmamız gereken aşı olmak değil</b>, özellikle toplu taşıma araç ve gereklerini kullandıktan sonra ve mümkünse her sabah ve akşam elimizi, yüzümüzü <b>sirke ile yıkamak</b>tır.</p>
<p>Bunun yanı sıra mutlaka meyve ve sebzeleri, yemek kaplarımızı ve çamaşırlarımızı sürekli olarak sirke ile yıkamamız birçok bulaşıcı hastalıktan korunmamız için yeterli.</p>
<p>Günlük düzenli meyve tüketir, özellikle <b>savunma/immun sistemimizi dirençli tutmak için</b> az günlük miktarda polen ve bitki destek ürünlerini kullandığımız zaman, bırakınız domuz gribini birçok hastalıktan kendimizi korumuş olacağız.</p>
<p>Netice itibari ile <b>devlet her aşı olmak isteyene</b> yazılı olarak; “<b>Bu aşılar her türlü testten geçmiştir. Kısa, orta ve uzun vadede hiçbir sağlık sorununa neden olmayacağına dair trilyon dolar tazminat taahhüt ediyorum</b>” dese bile biz ailecek aşı olmayacağız. Elbette karar sizlerin. Herkesin kararı kendini bağlar.</p>
<p>Savunma sistemleri zayıflatılarak bir defa değil, her gün hasta olacak nesiller ortaya çıkarmaya yani <b>sağlıksız bir nesil, sağlıksız bir toplum </b>hedefinin bir parçası olmak sadece kendimize değil insanlığa yapabileceğimiz en büyük haksızlık.</p>
<p><b>Akıllı insanlar, aynı tuzağa sürekli düşmezler!</b></p>
<p>Bu makale <a href="http://www.timeturk.com">www.timeturk.com</a> için <a href="http://www.timeturk.com/yazardetay.asp?Newsid=17460">kaleme</a> alınmıştır.</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kemalozer.wordpress.com/248/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kemalozer.wordpress.com/248/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kemalozer.wordpress.com/248/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kemalozer.wordpress.com/248/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kemalozer.wordpress.com/248/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kemalozer.wordpress.com/248/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kemalozer.wordpress.com/248/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kemalozer.wordpress.com/248/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kemalozer.wordpress.com/248/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kemalozer.wordpress.com/248/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kemalozer.wordpress.com&blog=4316243&post=248&subd=kemalozer&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kemalozer.wordpress.com/2009/10/23/domuz-gribi-asisi-olmayacagiz-nk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/f64f5343fb1b80c027fd1f21e82b3cfe?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">kemalozer</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Griplerdeki domuzluk</title>
		<link>http://kemalozer.wordpress.com/2009/10/21/griplerdeki-domuzluk/</link>
		<comments>http://kemalozer.wordpress.com/2009/10/21/griplerdeki-domuzluk/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 2009 11:03:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kemal Özer</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[domuz gribi]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[grip aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[kehanet]]></category>
		<category><![CDATA[kuş gribi]]></category>
		<category><![CDATA[tamiflu]]></category>
		<category><![CDATA[tavuk]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kemalozer.wordpress.com/2009/10/21/griplerdeki-domuzluk/</guid>
		<description><![CDATA[Kuş gribini anlamadan domuz gribi anlamak mümkün olamaz. 
Birbirini izleyen bu oyunların arka planlarını bilmeden de “Türkiye’de hiç aşı yapılmazsa, nüfusun tahminen 3’te birinin hastalanacak, 5 bin kişi hayatını kaybedecek. Dolaylı kayıplar hariç salgının toplam maliyetinin 1.1 milyar TL olacak. Ama biz önlemimizi aldık. 1 milyon 800 bin kişinin hastalığa yakalanacağını ve 400 ölümünün gerçekleşeceğini [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kemalozer.wordpress.com&blog=4316243&post=247&subd=kemalozer&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Kuş gribini anlamadan domuz gribi anlamak mümkün olamaz. </p>
<p>Birbirini izleyen bu oyunların arka planlarını bilmeden de “Türkiye’de hiç aşı yapılmazsa, nüfusun tahminen 3’te birinin hastalanacak, 5 bin kişi hayatını kaybedecek. Dolaylı kayıplar hariç salgının toplam maliyetinin 1.1 milyar TL olacak. Ama biz önlemimizi aldık. 1 milyon 800 bin kişinin hastalığa yakalanacağını ve 400 ölümünün gerçekleşeceğini öngörüyoruz” diyen Sağlık Bakanı Prof Dr <b>Recep Akdağ’ın kehanet içeren sözleri</b>nin nereye gittiğini görmek ve anlamak da zorlaşır.</p>
<p>Birkaç yıl önceki kuş gribi haberlerini, tavuk ve kuş katliamı görüntülerini hatırlayınız.</p>
<p><b>Ne olmuştu? </b></p>
<p><b></b></p>
<p><b>Binlerce tavuk katledildi…</b></p>
<p><b></b></p>
<p><b>Sonra…</b></p>
<p>Tavuklar yetmedi, birilerinin hatırı için birçok kuş türü de katliamdan nasibini almıştı.</p>
<p> <span id="more-247"></span>
</p>
<p>Her ne kadar dile getirilmese de Türkiye’de, göçmen kuşların güzergâh olarak kullandıkları fakat <b>insanların hiç kullanmadığı dağlarda bile kuş gribi virüsünü taşıyan yem ve gübreler</b> bulunmuştu. </p>
<p><b>Kimse sorgulamadı</b> ‘bu gübre ve yemleri buraya kim getirdi’ diye.</p>
<p>Birileri virüsü ülke çapında yaygınlaştırmak için dağları taşlara yem bırakmış ve özellikle göller bölgesi ve tavukçuluğun yoğun olduğu bölgelere virüsün bulaşması için elinden geleni yapmıştı.</p>
<p>Hatta bir tavuk üreticisi hastalık bulaşmış ve ölmekte olan tavukları bedava veya sembolik bedellerle bölge köylülerine dağıtmış ve bu tavukları yiyen üç çocuk ölmüştü. </p>
<p>Ölümcül bir hastalık taşıyan tavukları dağıtan bu tavuk firmasının yetkilileri hakkında ne işlem yapıldı ve nasıl bir hukuki müeyyide ile karşılaştılar? Bilinmez. Unutulup gitti.</p>
<p>Sahi o günler dünyayı kasıp kavuran <b>kuş gibine ne oldu</b>?</p>
<p><b>Neden birden aramızdan ayrıldı</b>?</p>
<p>Ya da şöyle soralım: <b>Kuş gribi gerçek miydi, gerçekse amaç neydi</b>?</p>
<p>Elbette, kuş gribi diye adlandırılan bir virüs vardı. Ancak bu virüs, <b>belirli çıkar amaçlarının laboratuarda ürettikleri özel bir virüs</b>tü. Tıpkı domuz gribi virüsü gibi&#8230;</p>
<p>Hedef on ikiden vurulunca virüste ortan kayboldu!</p>
<p>Peki, <b>bu virüsle kim neyi hedeflemişti</b>?</p>
<p>Tıpkı bugünkü domuz gribi palavrasında olduğu üzere, aynı ülkelerin liderleri ve yöneticileri ile aynı örgütlerin yöneticileri benzer şeyler söylüyorlardı. </p>
<p>Amaçları, virüsün yaygınlaştırılması ve panik oluşmasını sağlamaktı. Bunu başardılar!</p>
<p>* * *</p>
<p><b><a href="http://www.google.com.tr/url?q=http://www.anagramgenius.com/archive/donald-rumsfelt.html&amp;ei=xgneStqEAsX__AbSi4SGAw&amp;sa=X&amp;oi=spellmeleon_result&amp;resnum=1&amp;ct=result&amp;ved=0CAYQhgIwAA&amp;usg=AFQjCNHgIVcUIrN-guoabKzGw9zDWGIBlA">Donald Rumsfelt</a></b>’i bilirsiniz. Hani Irak’a, Afganistan’a savaş açan, eski ABD Savunma Bakanı.</p>
<p>Yine hatırlayınız o günlerde sanki yeterli miktar ilaç bulunamıyormuş izlenimi uyandırmak için Türkiye <b>Sağlık Bakanlığı</b> yetkilileri<b> “</b>Ölümcül kuş gribinin koruyucu aşısı bulunmuyor. İlk 48 saat için Tamiflu adlı ilaç etkili olabiliyor. Pek çok gelişmiş ülkede, muhtemel salgına karşı Tamiflu stoklanıyor. Sağlık Bakanlığı da bu ilaçtan 300 bin adet istedi. İlave 500 bin adet istedi. Halkın stok yapması nedeniyle Tamiflu tükendi” gibi <b>haberler uçuruyordu</b>.<b></b></p>
<p><b></b></p>
<p><b>Kimindi Tamiflu?</b></p>
<p><b></b></p>
<p>Tamiflu adlı ilacını o günlerde adları birçok skandala karışan <b>Roche</b> firmasınca üretiliyordu? </p>
<p>Fakat bu <b>ilaç Roche’ın değil,</b> ABD’li “<b>Gilead Bilim</b>” firmasına aitti. </p>
<p><b></b></p>
<p>Peki, <b>Gilead Bilim kimin</b>di?<b></b></p>
<p><b></b></p>
<p>Sıkı durun! <b>Yine o skandal adam,</b> <a href="http://www.google.com.tr/url?q=http://www.anagramgenius.com/archive/donald-rumsfelt.html&amp;ei=xgneStqEAsX__AbSi4SGAw&amp;sa=X&amp;oi=spellmeleon_result&amp;resnum=1&amp;ct=result&amp;ved=0CAYQhgIwAA&amp;usg=AFQjCNHgIVcUIrN-guoabKzGw9zDWGIBlA">Donald Rumsfelt</a>’in!</p>
<p>Belli ki <a href="http://www.google.com.tr/url?q=http://www.anagramgenius.com/archive/donald-rumsfelt.html&amp;ei=xgneStqEAsX__AbSi4SGAw&amp;sa=X&amp;oi=spellmeleon_result&amp;resnum=1&amp;ct=result&amp;ved=0CAYQhgIwAA&amp;usg=AFQjCNHgIVcUIrN-guoabKzGw9zDWGIBlA">Donald Rumsfelt</a>, ilacı kendi firmasının adıyla pazarlamak istememişti ve bunun için ABD menşeli olmayan Roche firmasını seçmişti. Bu tercihin karşılığından Roche’dan hisse alacaktı ve öyle oldu?</p>
<p><a href="http://www.google.com.tr/url?q=http://www.anagramgenius.com/archive/donald-rumsfelt.html&amp;ei=xgneStqEAsX__AbSi4SGAw&amp;sa=X&amp;oi=spellmeleon_result&amp;resnum=1&amp;ct=result&amp;ved=0CAYQhgIwAA&amp;usg=AFQjCNHgIVcUIrN-guoabKzGw9zDWGIBlA">Rumsfelt</a>’in Gilead Bilim’ine ait olan <b>Tamiflu, kuş gribi ilacı diye tüm dünyaya milyarlarca satıldı</b> ve malum adamlar köşeleri yine döndüler.</p>
<p><b></b></p>
<p><b>Bu yeterli değildi. Bir taşla daha çok kuş vurulmalıydı.</b></p>
<p><b></b></p>
<p><a href="http://www.google.com.tr/url?q=http://www.anagramgenius.com/archive/donald-rumsfelt.html&amp;ei=xgneStqEAsX__AbSi4SGAw&amp;sa=X&amp;oi=spellmeleon_result&amp;resnum=1&amp;ct=result&amp;ved=0CAYQhgIwAA&amp;usg=AFQjCNHgIVcUIrN-guoabKzGw9zDWGIBlA">Rumsfelt</a> para kazanacak diye George W.<b> Bush kendisi niye riske etsin</b>di.</p>
<p>ABD yönetimince kuş gribi ilacı diye anons ettirilerek ve tüm dünyaya milyarlarca adet pazarlattırılan Tamiflu’nun yanında, <b>Tayland</b>’da kurulu olan dünya tavuk devlerinden <b>Bush’un kardeşi Neil Bush’unda ortaklarından olan CP</b> Piliç’te bu sayede köşe olmalıydı. Oda planlandığı gibi gerçekleşti. <b>CP</b> Piliç, gücüne güç kattı.</p>
<p>90&#8242;ı aşkın ülkede örgütlenmiş Tyson Food’ı gücü perçinlenmesi gerekiyordu ve oda öyle oldu. Tyson Food, kazancını yüzde 49 oranında artırarak 26 milyar dolarlık kâr elde etti.</p>
<p>Kopya koyun, Dolly projesinin sahibi de olan İngiliz Roslin Enstitüsü yetkililerine göre <b>asıl amaç</b>; “<b>Doğal tavuk türlerini ortadan kaldırarak GDO’lu hayvan nüsünün yayınlaştırılması ve tekel oluşturulmasını sağlamak</b>”tı. </p>
<p>Kendi projeleri olmayanlar ve başkalarının dümen suyuyla hareket edenler sayesinde <b>hedeflenen gerçekleşti</b>. </p>
<p>Endüstriyel anlamda <b>doğal tavuk türleri tümüyle yok edildi</b>!</p>
<p>Adlarına tescilli <b>GDO’lu tavuk türleri</b> ile piyasalara hâkim oldular!</p>
<p>Üstüne üstlük <b>milyarlarca </b><b>Tamiflu ilacı sattılar</b>! Bu sayede birçok kişinin bağışıklık sistemini bozdular. Kimilerini kısırlaştırdılar.</p>
<p><b></b></p>
<p>Kuş gribinden sonra domuz gribi için de kurtarıcı ilan edilen <b>Tamiflu’nun</b>, şimdiler de tehlikeli olduğu açıklandı!</p>
<p>Meğer bir zamanların kurtarıcısı <b>Tamiflu&#8217;nun çocuklar ve gençlerde birçok ağır yan etkisi varmış</b>…</p>
<p>Tabiî ki bu sonuçlar daha şimdilik açıklananlar… İlerleyen gün veya yıllarda çok ürkütücü sonuçlar duymak hiç şaşırtıcı olmamalı.</p>
<p><b>Not:</b> Müteakip yazımızda neden domuz gribi olmamalıyız ve Sağlık Bakanının kehanetine değinelim.</p>
<p>Bu makale <a href="http://www.timeturk.com">www.timeturk.com</a> için <a href="http://www.timeturk.com/yazardetay.asp?Newsid=17395">kaleme</a> alınmıştır. </p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kemalozer.wordpress.com/247/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kemalozer.wordpress.com/247/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kemalozer.wordpress.com/247/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kemalozer.wordpress.com/247/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kemalozer.wordpress.com/247/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kemalozer.wordpress.com/247/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kemalozer.wordpress.com/247/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kemalozer.wordpress.com/247/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kemalozer.wordpress.com/247/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kemalozer.wordpress.com/247/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kemalozer.wordpress.com&blog=4316243&post=247&subd=kemalozer&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kemalozer.wordpress.com/2009/10/21/griplerdeki-domuzluk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/f64f5343fb1b80c027fd1f21e82b3cfe?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">kemalozer</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Muhalefet sorunu</title>
		<link>http://kemalozer.wordpress.com/2009/10/16/muhalefet-sorunu/</link>
		<comments>http://kemalozer.wordpress.com/2009/10/16/muhalefet-sorunu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 2009 19:52:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kemal Özer</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[akparti]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[dtp]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[saadet]]></category>
		<category><![CDATA[timetürk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kemalozer.wordpress.com/2009/10/16/muhalefet-sorunu/</guid>
		<description><![CDATA[İktidarın başarısı, tümüyle muhalefete endeksli. Bu durum özellikle Türk siyasetinde daha bir önem kazanıyor. 
Bu açıdan bakılınca Başbakan Erdoğan’ın son derece şanslı. Mecliste grubu bulunan CHP, MHP ve DTP gibi bir muhalefeti, iktidarlar rüyalarında görse inanamazlar. 
CHP ve MHP’de tümüyle lider sultası varken DTP’yi kimin yönettiği belirsiz. Türkiye standardında -yahut bir kategoride bir ülkede- CHP [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kemalozer.wordpress.com&blog=4316243&post=246&subd=kemalozer&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>İktidarın başarısı, tümüyle muhalefete endeksli. Bu durum özellikle Türk siyasetinde daha bir önem kazanıyor. </p>
<p>Bu açıdan bakılınca Başbakan Erdoğan’ın son derece şanslı. Mecliste grubu bulunan CHP, MHP ve DTP gibi bir muhalefeti, iktidarlar <b>rüyalarında görse inanamaz</b>lar. </p>
<p>CHP ve MHP’de tümüyle lider sultası varken <b>DTP’yi kimin yönettiği belirsiz</b>. Türkiye standardında -yahut bir kategoride bir ülkede- CHP lideri gibi bir muhalefet liderini ömrü bir seçim döneminde daha fazla ol(a)maz. </p>
<p>MHP’de ise liderden çok liderin sözcüleri konuşuyor. Bir kısım CHP’liler ile özellikle MHP sözcüleri <b>uzatılan her mikrofona o an aklına geleni söyleme</b>yi muhalefet yapmak sanıyor.</p>
<p> <span id="more-246"></span>
</p>
<p>Önüne her mikrofon uzatana ağzına ne gelirse söylemenin adına muhalefet deniliyorsa, muhalefetin en alası bu memleket yapılıyor demek ki.</p>
<p>Ak Parti iktidarı, muhalefet açısından inanılmaz bir şansa sahip. Belki de oylarının düşmeyip artmasının en önemli nedenlerinin başında bu geliyor. </p>
<p>Başbakanın ağzında çıkan <b>her cümleye, her öneriye her icraata itiraz</b> eden bir muhalefetin siyaset bildiğini söylemek, siyaset bilimine hakaret sayılır. </p>
<p>Bu bağlamda <b>siyaseti en iyi toplum biliyor</b>. Görünen o ki halk, muhalefetin her söze sadece gülüp geçiyor. </p>
<p>Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) <b>başkanlık seçiminde</b> Ak Parti’li olduğu için Mevlüt Çavuşoğlu’nu <b>MHP ve CHP’li milletvekillerinin desteklememesi</b> muhalefetin içler acısı durumunun en büyük ispatı.</p>
<p>Siz hiç ülkesine hakaret eden bir muhalefet gördünüz mü? Uluslararası bir platformda siyasi kini nedeniyle kendi ülkesinden bir adaya oy vermeyen bir muhalefetin siyaseti bildiği söyleyebilir mi? Bazı kimselerin <b>“siyasi şizofreni”</b> olarak koydukları teşhise itiraz etmek mümkün mü?</p>
<p>Görülüyor ki muhalefetin topluma sunabileceği ve iktidarı sarsacak bir <b>projesi yok</b>. </p>
<p>Gündem belirleyecek hiçbir <b>çalışma</b>sı<b> yok</b>. </p>
<p>Kendisini iktidara taşıyacak bir <b>potansiyele de sahip değil</b>.</p>
<p>Bir türlü göremeseler de –belki de daha fazlasını beceremiyorlardır- <b>iktidara hakaret</b> ederek artık oy almaları da mümkün değil.</p>
<p>Bu muhalefet olduğu müddetçe, ciddi bir hata yapmamak kaydıyla birkaç seçim daha Ak Parti için çanta da keklik.</p>
<p>Bir yandan ordunun içine düşürüldüğü durum, diğer yandan Ergenekon çetesinin icraatları Türkiye’yi 2020’ye kadar Ak Parti’li bir hükümetin idarece edeceğini gösteriyor.</p>
<p>Buna ilaveten <b>demokratik açılımı</b> kazasız belasız tamamlar, terörü tümüyle bitirir ve de her alanda insan hakları ihlallerini ortadan kaldırabilirse Ak Parti gücünü perçinler. </p>
<p>Öyle ki meclis içindeki muhalefetin Ak Parti’ye oy veren kitleleri etkilemesi mümkün gözükmüyor. <b>Ak Parti’ye muhalefet edebilecek tek parti</b>, yine aynı cenahtan olan Saadet Partisi’dir.</p>
<p><b>Ak Parti’nin zihin kodları</b>nı çözüp, onun seçmenini etkileyebilecek <b>tek rakip</b>, hiç kuşkusuz Numan Kurtulmuş’tur.</p>
<p>Şimdilerde pek tedirgin etmese bile orta vadede <b>Ak Parti’yi tedirgin edebilecek tek lider</b> Numan Kurtulmuş’tur. Özelikle geçtiğimiz haftaki konuşması bunun en önemli göstergesi.</p>
<p>Ancak o şimdilik kendi partisi içindeki partiyi Numan Kurtulmuş’a teslim etmek istemeyen fanatiklerle meşgul.</p>
<p>Numan Kurtulmuş, partisinden kendisine yükselen direnci, kadro değişiklikleri ile çözmeyi başarır ise –ki artık bunu <b>başarabileceği gözüküyor</b>– Ak Parti, kendisi açısından <b>oy kaybettirecek muhalefet</b>i o zaman görebilecek.</p>
<p>Bu da en az bir seçim döneminin daha olduğunu gösterir. Bu şartlarda 60 yıllık <b>müzmin muhalif</b> <b>CHP için ebediyete kadar iktidar yolu kapalı</b>. Gerçi doğal yollarla iktidara gelmek istediklerine kimse inanıyor da değil.</p>
<p><b>Bölge partisi olmaktan öte gitmesi mümkün olmayan DTP</b> için iktidar, rüyada bile imkânsız. <b>MHP açısından iktidar</b>, olsa olsa koalisyon ortağı olmakla mümkün olur. Bu da çok çok uzun bir süre mümkün gözükmüyor. </p>
<p>Öyle gözüküyor ki <b>yakın gelecekte Türkiye’de iktidar da ana muhalefet’te Ak Parti ile Saadet Partisi arasında paylaşılacak</b>.</p>
<p>Her ne kadar fanatik taraflarca reddedilse bile bu durum, birbirine çok yakın iki partinin birbiri için ciddi bir dinamizm sağlayacak. Artık Türkiye’nin iktidarını tek başlarına belirleyecek öz halk kitlelerinin birbirine çok yakın frekanstan, hatta aynı kanaldan seslenecek iki partinin birbirlerinin hata yapmalarını da engelleyerek, ülkenin atılım yapmasını sağlayabilirler.</p>
<p>Bu sonuca göre diğer partiler ya toplumu anlamaya çalışarak hayatta kalabilecek ya da 2002 seçimleri ile kendi kendilerini feshe götüren siyasi mevtalar haline dönüşecekler. </p>
<p>Bu CHP için bile geçerli.</p>
<p><strong>Not:</strong> <em>Makale </em><a href="http://www.timeturk.com"><em>www.timeturk.com</em></a><em> için kaleme alınmıştır.</em></p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kemalozer.wordpress.com/246/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kemalozer.wordpress.com/246/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kemalozer.wordpress.com/246/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kemalozer.wordpress.com/246/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kemalozer.wordpress.com/246/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kemalozer.wordpress.com/246/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kemalozer.wordpress.com/246/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kemalozer.wordpress.com/246/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kemalozer.wordpress.com/246/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kemalozer.wordpress.com/246/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kemalozer.wordpress.com&blog=4316243&post=246&subd=kemalozer&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kemalozer.wordpress.com/2009/10/16/muhalefet-sorunu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/f64f5343fb1b80c027fd1f21e82b3cfe?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">kemalozer</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Hac ve Umre &#246;ncesi 40 g&#252;n 40 eylem</title>
		<link>http://kemalozer.wordpress.com/2009/10/11/hac-ve-umre-ncesi-40-gn-40-eylem/</link>
		<comments>http://kemalozer.wordpress.com/2009/10/11/hac-ve-umre-ncesi-40-gn-40-eylem/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Oct 2009 23:20:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kemal Özer</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anı]]></category>
		<category><![CDATA[Din-İnanç]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlükler]]></category>
		<category><![CDATA[40]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[eylem]]></category>
		<category><![CDATA[hac]]></category>
		<category><![CDATA[kudüs]]></category>
		<category><![CDATA[medine]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<category><![CDATA[umre]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kemalozer.wordpress.com/2009/10/11/hac-ve-umre-ncesi-40-gn-40-eylem/</guid>
		<description><![CDATA[Hac, İslam’ın farz ibadetlerinden biri. O yalnızca o günde ve o yerde ifa edilir. Hakeza umre de hayati öneme sahip ibadetlerden. Özellikle Kadir Gecesi’nde umre, tıpkı hac gibi… 
Dünyanın her bir köşesinden Müslümanlar, hac ve umre için akın akın Mekke’ye ve Medine’ye gelecekler. Amaç, Hz Peygamber s.a.v.’i ziyaret etmek ve Kâbe’yi tavaf ederek arınmak&#8230; 
Ya [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kemalozer.wordpress.com&blog=4316243&post=245&subd=kemalozer&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Hac, İslam’ın farz ibadetlerinden biri. O yalnızca o günde ve o yerde ifa edilir. Hakeza umre de hayati öneme sahip ibadetlerden. Özellikle Kadir Gecesi’nde umre, tıpkı hac gibi…<a href="http://kemalozer.files.wordpress.com/2009/10/hpim1902.jpg"><img title="HPIM1902" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;margin-left:0;border-left:0;margin-right:0;border-bottom:0;" height="244" alt="HPIM1902" src="http://kemalozer.files.wordpress.com/2009/10/hpim1902_thumb.jpg?w=184&#038;h=244" width="184" align="right" border="0" /></a> </p>
<p>Dünyanın her bir köşesinden Müslümanlar, hac ve umre için akın akın Mekke’ye ve Medine’ye gelecekler. Amaç, Hz Peygamber s.a.v.’i ziyaret etmek ve Kâbe’yi tavaf ederek arınmak&#8230; </p>
<p>Ya da günümüzde yapıldığı üzere; yedi düvele duyurarak reklâm, çoluk çocuğa hediye planları ve hac marketlerinde zalim Çin’e soyulmak… </p>
<p>Milyonlar her bir ağızdan dua edecek ve ‘âmin.’ Ama yeni hac sonrasında hiçbir şey değişmeyecek, Müslümanlar inim inim inlemeye, Kudüs esir kalmaya devam edecek! Müslümanlarsa Hac yapmanın mutluluğu ile evlerine dönecekler. Bu her yıl yeniden tekrar edecek. <b>Ya sonra</b>, ya daha sonra bu durum hep böyle devam mı edecek? </p>
</p>
<p> <span id="more-245"></span>
<p>Etmemeli. Bu son olmalı. Bu Kudüs’ün esaret yaşadığı, Müslümanların imamsız olduğu son olmalı ya da <b>Mina’da şeytanı değil Müslümanları taşlamalıyız</b>. Yani bizi, kendimizi… </p>
<p>Ya el uzattığımız elmalardan uzaklaşmalı tıpkı Âdem a.s. gibi! </p>
<p>Ya içimizdeki tüm putları kırmalı tıpkı İbrahim a.s. gibi! </p>
<p>Ya İsmaillerimizi kurban etmeli tıpkı İbrahim peygamber gibi! </p>
<p>Ya şeytanları taşlamalı İsmail a.s. gibi! </p>
<p>Ya kurtuluş iksirini aramalı Hz. Hacer gibi! </p>
<p>Ve hicret etmeli Kur’an’a <a href="http://kemalozer.files.wordpress.com/2009/10/hpim2055.jpg"><img title="HPIM2055" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;margin-left:0;border-left:0;margin-right:0;border-bottom:0;" height="253" alt="HPIM2055" src="http://kemalozer.files.wordpress.com/2009/10/hpim2055_thumb.jpg?w=334&#038;h=253" width="334" align="right" border="0" /></a> </p>
<p>Kim bilir, belki geç kalmamışızdır! </p>
<p>Kim bilir, belki daha şafak sökmemiştir! </p>
<p>Kim bilir, belki hâlâ aramızda salihler ve abidler vardır! </p>
<p>Kim bilir, belki yürekten bir’ âmin’ yetecektir yeniden kıyam için! </p>
<p>Kim bilir, belki bu hac yeniden toparlanmak içindir! </p>
<p>Çünkü Hac toplanma ve toparlanmadır. Yeni bir hac için, yeniden imana ve <b>40 gün 40 eyleme var mısınız?</b> </p>
<p>1- Önce içinde ne kadar <b>put</b> varsa yerle bir etmeli. Hepsini tepelemeli ve özgürlüğüne kavuşmalı. </p>
<p>2- Ardından <b>vahiy</b> sanki bize iniyormuş gibi ürpererek iman ettiğimizi sandığımız ne varsa terk edip, tek Rabbe <b>yeniden iman</b> etmeli. </p>
<p>3- Bir <b>Hira</b> bulup sığınmalı, inziva için. </p>
<p>4- <b>Alak</b> Suresi’nin ve ‘<b>iqra</b>’ emrinin muhatabı olarak <b>Kur’an-ı Kerim</b>’i anlamaya çalışmalı. </p>
<p>5- <b>Ebubekir Siraceddin</b> (Martin Lings)’in eseri olan <b>Hz Muhammed’in Hayatı</b>’nı ve benzer eserleri defalarca okumalı. </p>
<p>6- <b>Ali Şeriat</b>’inin <b>Hac </b>kitabını her satırını fosforlu kalemlerle tek tek çizmeli. </p>
<p>7- <b>Arafat</b>’ı anlamak, neden ümmet olamadığımızı fark etmek için son devrin en büyük lideri, çağını aşan adam <b>Aliya İzzetbeğoviç</b>’in <b>İslam Deklarasyonu</b> (İslâm Beyannâmesi) üzerinde kafa yormalı. </p>
<p>8- Haccın derinliğine inmek için <b>Mustafa İslamoğlu</b>’nun <b>Hac Risalesi</b> ile devam etmeli. </p>
<p>9- <b>Hılful Fudul</b>’u anlamaya çalışmalı. Çağdaş bir Hılful Fudul hareketi bulup, maddeten ve manen aralarına katılmayı denemeli. </p>
<p>10- Ne kadar <b>kul hakkı</b> varsa tümünden arınmalı. </p>
<p>11- Hazların köleliğiden sıyrılmalı. Bir gün bile olsa <b>aç kal</b>malı. Göbekten yer bulunabilirse karnına taş bağlamalı. </p>
<p>12- <b>Say</b>, sade bir kuru emek olarak kalmasın diye sudan uzaklaşmalı. <b>Zemze</b>m’in kıymetini bilmek için zemzeme kavuşuncaya kadar sürmeli susuzluk. Say tamamlanıncaya kadar asla zemzemden içmemeli. <a href="http://kemalozer.files.wordpress.com/2009/10/mecdinebi4.jpg"><img title="MecdiNebi-4" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;margin-left:0;border-left:0;margin-right:0;border-bottom:0;" height="395" alt="MecdiNebi-4" src="http://kemalozer.files.wordpress.com/2009/10/mecdinebi4_thumb.jpg?w=297&#038;h=395" width="297" align="left" border="0" /></a> </p>
<p>13- Hz Âdem, Hz Havva, Hz İbrahim, Hz İsmail, Hz Hacer ve Hz Muhammed s.a.v.’i düşünmeli. <b>Ateşe düşmeli</b>, ateşten korunmak için. </p>
<p>14- Hz Peygamber s.a.v.’i ziyaret etmeden binlerce <b>Salât-ı-Şerif</b> hazırlamalı. </p>
<p>15- Bu haccın <b>Veda Haccı</b> olabileceği, isterse Peygamberle karşılaşabileceğini bu yüzden O’nun huzuruna çıkıp sorularına cevap verip veremeyeceğini düşünmeli, cevaplarını hazırlamalı. </p>
<p>16- <b>Sigara, kola, gazlı içecekler</b> gibi illetlerden uzaklaşmalı. Bu illetlere Mekke’de ve Medine’de de el sürmeyeceğine söz vermeli ve sözünde durmalı. </p>
<p>17- Tükete geldiği ne kadar haram ve şüpheli <b>gıdalar</b> varsa hepsini terk etmeli. Helal sandıklarını gerçekten helâl olup olmadığını araştırmalı. </p>
<p>18- Ne kadar haram ve şüpheli <b>kazanç</b> kapıları varsa hepsini kapatmalı. </p>
<p>19- Dişini fırçalamalı ama plastik veya domuz mamulü fırçalarla değil, Peygamber s.a.v.’in emri olan <b>misvak</b>la. Kullanmıyorsa hemen başlamalı. </p>
<p>20- <b>Dua etmek için</b> illa Arapça bilmek gerekmediğini, kendi dilinden de dua edilebileceğini, dua etmeninde bir adabı olduğunu, hamd ile salât ve selamsız dua olmayacağını, dua bencilce ve dünyalık gaileler için olmadığını bilmeli. Kendini ümmetten sayan birinin ümmeti dışarıda bırakan, <b>Kudüs</b>’ü içine almayan, adalet düzeni talebini içermeyen, Firavunî düzenlerin helakini arzulamayan bir duanın hakka vasıl olmayacağına bilerek yapmalı duayı. </p>
<p>21- <b>‘Ümmet nedir</b>, ben ümmetin neresindeyim’ diye düşünmeli. Kendine sormalı ve varsa cevaplarını tek tek vermeli. Yoksa nedenleri için ağlamaya başlamalı. </p>
<p>22- Teheccüdlere kalkıp günahlarından arınmak için gözyaşı dökmeli. </p>
<p>23- Medine veya Mekke’deki modern alışveriş merkezlerinin yerini <b>değil Medine Pazarı</b>’nın yerini ve ilkeleri araştırmalı. Ticari ahlak ve ilkelerinin Medine Pazarı ahlak ve ilkelerine uyup uymadığını bakmalı, uymuyorsa uydurmalı. </p>
<p>24- İhrama girmeden önce ‘nedir <b>ihram</b> ve neden ihram’ diye sormalı sorgulamalı? </p>
<p>25- İçindeki <b>küfür</b>le Bedir’den önce savaşmalı. </p>
<p>26- Uhud’a varmadan tüm <b>benlik</b>leri ve <b>bencillik</b>lerini yok etmeli. </p>
<p>27- <b>Sevir</b>’e çıkmayı göze almalı. Kendine Sevir’e için bir <b>Ebubekir</b> bulmalı. Ebubekir’i bulmadan Muhammed s.a.v.’i öğrenmeli. </p>
<p>28- Kâbe’de kendisi gibi ibadet etmeyen, kendisi gibi yaşamayan ne kadar Müslüman varsa <b>hakir </b>görmeyeceğine, <b>küfür</b>le tekfir etmeyeceğine söz vermeli. </p>
<p>29- <b>Kâbe’yi </b>düşünmeli. Rüyasında göremediği her günün boşa geçtiğini düşünmeli. </p>
<p>30- İslam <b>Şeriat</b>’ına düşmansa pişmanlık duymalı. <b>Düşmanlığı</b>ndan dönmeli. </p>
<p>31- İçinde <b>ırk taassupları</b>nı ayakları altına almalı. Habeşli Bilallerin, Fârisli Selmanların hayatlarını öğrenmeli. </p>
<p>32- Hazırlamışsa Hurma ve Zemzem hariç tüm <b>hediye listesini yırt</b>malı. </p>
<p>33- <b>Vasiyet</b>ini yazmalı. </p>
<p>34- Üzerindeki tüm emanetleri sahiplerine iade etmeli. </p>
<p>35- Aramızda neden Ebubekirler, Ömerler, Osmanlar, Aliler, Ebuzerler, Zeydler, Abdullahlar, Haticeler, Fatımalar, Aişler, yok, ‘eksimiz ne’ diye tefekkür etmeli. </p>
<p>36- Hac ve umrenin ticari bir amacının olmadığını çoğunluğu zalim <b>Çin</b>’in ürünlerinden oluşan beklide küfür ilmiğiyle dokunmuş ürünler almayacağına<b> </b>söz vermeli. </p>
<p>37- <b>Bir kalem bir defter</b> almalı, önceki günahları bir bir yazıp hepsini Arafat’tan bırakmak için hazırlanmalı. </p>
<p>38- Mekke ve Medine’de alışveriş yapmaktan fırsat bulamayıp <b>namazları kaçırmayacağına</b> söz vermeli, defterinin başına bu sözünü yazıp imzalamalı. </p>
<p>39- Dönünce kendine <b>‘hacı’</b> <b>sıfatı </b>takmayacağına, bunu ticari çıkar için kullanmayacağına dair yemin etmeli, bunu da yazmalı defterine. </p>
<p>40- Mekke’nin koruma altında olduğunu öğrenmeli. Aşı dayatmasına karşı çıkmalı. Domuz gribinin küresel soygun palavrası olduğunu bilmeli. Sağlık Bakanı’nın söylemlerinin kesinlikle gerçek olmadığını bilmeli. Bu oyuna gelmeyerek aşı olmanda çıkmalı yola. </p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kemalozer.wordpress.com/245/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kemalozer.wordpress.com/245/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kemalozer.wordpress.com/245/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kemalozer.wordpress.com/245/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kemalozer.wordpress.com/245/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kemalozer.wordpress.com/245/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kemalozer.wordpress.com/245/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kemalozer.wordpress.com/245/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kemalozer.wordpress.com/245/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kemalozer.wordpress.com/245/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kemalozer.wordpress.com&blog=4316243&post=245&subd=kemalozer&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kemalozer.wordpress.com/2009/10/11/hac-ve-umre-ncesi-40-gn-40-eylem/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/f64f5343fb1b80c027fd1f21e82b3cfe?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">kemalozer</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://kemalozer.files.wordpress.com/2009/10/hpim1902_thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">HPIM1902</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://kemalozer.files.wordpress.com/2009/10/hpim2055_thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">HPIM2055</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://kemalozer.files.wordpress.com/2009/10/mecdinebi4_thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">MecdiNebi-4</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Minareden provokasyon</title>
		<link>http://kemalozer.wordpress.com/2009/10/06/minareden-provokasyon/</link>
		<comments>http://kemalozer.wordpress.com/2009/10/06/minareden-provokasyon/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2009 22:51:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kemal Özer</dc:creator>
				<category><![CDATA[Din-İnanç]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[açılım]]></category>
		<category><![CDATA[cami]]></category>
		<category><![CDATA[diyanet]]></category>
		<category><![CDATA[etnik milliyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[inönü]]></category>
		<category><![CDATA[mahya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kemalozer.wordpress.com/2009/10/06/minareden-provokasyon/</guid>
		<description><![CDATA[Sanırsınız ki İsmet İnönü yeniden iktidara gelmiş. Tıpkı İnönü Cumhurbaşkanı iken camilerin mahyalarında “Müslümanlar Cumhuriyetperverdir”, “Var ol İnönü”, “Para biriktir” şeklindeki ideolojik metinler gibi birkaç gündür İstanbul’un bazı salatîn camilerinin mahyalarına “Ne mutlu Türküm diyene”, “Önce vatan”, “Milli birlik esastır” ve “Şehitler ölmez” cümleleri asılmış.
 

Bu yazılar nereye asılmış? 
Camilere
Bu camiler kime bağlı? 
Diyanet İşleri [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kemalozer.wordpress.com&blog=4316243&post=238&subd=kemalozer&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Sanırsınız ki İsmet İnönü yeniden iktidara gelmiş. Tıpkı İnönü Cumhurbaşkanı iken camilerin mahyalarında “<b>Müslümanlar Cumhuriyetperverdir</b>”, “<b>Var ol İnönü</b>”, “<b>Para biriktir</b>” şeklindeki ideolojik metinler gibi birkaç gündür İstanbul’un bazı salatîn camilerinin mahyalarına “<b>Ne mutlu Türküm diyene</b>”, “<b>Önce vatan</b>”, “<b>Milli birlik esastır</b>” ve “<b>Şehitler ölmez</b>” cümleleri asılmış.</p>
<p> <span id="more-238"></span>
</p>
<p><b>Bu yazılar nereye asılmış? </b></p>
<p>Camilere</p>
<p><b>Bu camiler kime bağlı? </b></p>
<p>Diyanet İşleri Başkanlığı’na</p>
<p><b>Asan kim?</b></p>
<p>Güya İstanbul Vakıflar Bölge Müdürlüğü </p>
<p><b>Astıran kim?</b></p>
<p>Bilinmesi istenmiyor fakat tahmin etmek zor değil…</p>
<p><b>Ne zaman asılmış…</b></p>
<p>- Camiler haftasında.</p>
<p>- Mescid-i Aksa’nın üzerinde yeni bir oyunun oynandığı günde.</p>
<p>- Kürt kızı Ceylan&#8217;ın katledildiği günlerde.</p>
<p>- Demokratik açılımın çalışmasının en yoğun tartışıldığı haftalarda.</p>
<p><b>Bütün bunlar Diyanet yönetiminin bilgisi dışında yapılmış olabilir mi? </b></p>
<p>Elbette ihtimal dâhilinde… </p>
<p><b>Diyanet’i de sarmış olan bazı güçlerin baskısı ile yapılmış olabilir mi? </b></p>
<p>Bu da mümkün. </p>
<p><b>Bu bir provokasyon mudur? </b></p>
<p>Hiç kuşkusuz. </p>
<p><b></b></p>
<p>İslam’ın kutsal mekânı üç Mescid-i Haram’dan biri olan <b>Mescid-i Aksa</b> hakkında Diyanet’ten hiç tepki duydunuz mu? Peki, geçtiğimiz günlerde katledilen ‘<b>Ceylan kız</b>’ hakkında bir açıklama? Ya da <b>askerlerin başörtüsü</b> hakkında verdiği fetvaya karşı bir cümlecik cevap? </p>
<p>Bütün bunlara sessiz kalan Diyanet, bu cümlelere izin verdi mi ya da nasıl izin verdi?</p>
<p>Camileri bu çirkin amaca kim ne için alet etmek istemiş olursa olsun; Diyanet, ister isteyerek isterse de ferasetsizlik yüzünden olsun bu oyunun bir parçası olmuş durumda. </p>
<p>Görünen o ki ulusalcı güçler, camide de kavga peşinde. Bu aynı saftaki kardeşi birbirine düşürme oyunu. Bunu başarabilirler mi? Kolay olmasa da ihtimal dışı değil. </p>
<p>Netice itibari ile Fakat Namık Kemal’in ‘<b>Vatan Yahut Silistra</b>’ eseri ile hayat bulmaya başlayan, <b>İttihat ve Terakki</b> (İT) elinde yaşama geçen ve Cumhuriyet döneminde ise kök salarak ülkeyi içinden çıkılmaz sorulara gark eden <b>etnik milliyetçiliğ</b>e karşı siyasi iktidarın ‘<b>açılım</b>’ projelerini –kardeşliğin tesisi açısından– en çok desteklemesi gereken kuruma baltalatmak dâhiyane bir buluş. Diyanet üzerinden gelen bu <b>‘karşı açılımın’</b> çok derin anlamları olmalı.</p>
<p>Camiler ulusalcıların değil Müslümanların mekânı. Farklı etnik kökene sahip Müslümanların ortak mekânında olması gereken cümle ‘Ne Mutlu Türküm diyene’ değil ‘<b>Elhamdülillah Müslümanlardanım</b>’ </p>
<p>Başbakan, Diyanet ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ne yapmak istediklerini ve amaçlarını mutlaka -bizim gibi- soracaktır. Lakin gelecek cevabı biz de duymalıyız.   </p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kemalozer.wordpress.com/238/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kemalozer.wordpress.com/238/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kemalozer.wordpress.com/238/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kemalozer.wordpress.com/238/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kemalozer.wordpress.com/238/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kemalozer.wordpress.com/238/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kemalozer.wordpress.com/238/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kemalozer.wordpress.com/238/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kemalozer.wordpress.com/238/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kemalozer.wordpress.com/238/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kemalozer.wordpress.com&blog=4316243&post=238&subd=kemalozer&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kemalozer.wordpress.com/2009/10/06/minareden-provokasyon/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/f64f5343fb1b80c027fd1f21e82b3cfe?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">kemalozer</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Su&#231;lu &#231;ırak mı, Sağlık Bakanı mı yoksa&#8230;?</title>
		<link>http://kemalozer.wordpress.com/2009/10/03/sulu-irak-mi-saglik-bakani-mi-yoksa/</link>
		<comments>http://kemalozer.wordpress.com/2009/10/03/sulu-irak-mi-saglik-bakani-mi-yoksa/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 2009 09:24:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kemal Özer</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Temel Haklar]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ayıplı mal]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[eczacı]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[tüketici]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kemalozer.wordpress.com/2009/10/03/sulu-irak-mi-saglik-bakani-mi-yoksa/</guid>
		<description><![CDATA[Her konuda zokayı yutan bir toplumun, küçücük bir hapı yutması çok görülmemeli.
İstisnalar müstesna; eczacısı ilaç bakkallığı, doktoru reçete yazma memurluğu, hemşiresi ilaç yutturma görevlisi, hastasının ise ilaç maymunu olduğu bir çağda, tarafların küresel bağımlılık araçlarından biri olan ilacı tanıdıkları söylenebilir mi? 
Keşke evet demek mümkün olabilseydi.
Geçtiğimiz hafta altı aylık bebeği komaya sokan ilaç skandalını hatırlıyorsunuzdur. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kemalozer.wordpress.com&blog=4316243&post=237&subd=kemalozer&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Her konuda zokayı yutan bir toplumun, küçücük bir hapı yutması çok görülmemeli.</p>
<p>İstisnalar müstesna; eczacısı ilaç bakkallığı, doktoru reçete yazma memurluğu, hemşiresi ilaç yutturma görevlisi, hastasının ise ilaç maymunu olduğu bir çağda, tarafların küresel bağımlılık araçlarından biri olan ilacı tanıdıkları söylenebilir mi? </p>
<p>Keşke evet demek mümkün olabilseydi.</p>
<p>Geçtiğimiz hafta altı aylık bebeği komaya sokan ilaç skandalını hatırlıyorsunuzdur. </p>
<p>Eczacı çırağı, soğuk algınlığı için yazılan ilaç yerine şeker düşürücü ilacı veriyor.</p>
<p>Bu yüzden şimdi bebek ölüm kalım mücadelesinde&#8230;</p>
<p>Peki, bu vb olaylarda <b>sorumlu kim</b>?</p>
<p> <span id="more-237"></span>
</p>
<p>Bebeğine yeterince bakamayan <b>anne baba mı</b>?</p>
<p>Her sıradan hastalık için doktora koşan ve her elde ettiğini yutan <b>hasta(!) </b>insanlar <b>mı</b>?</p>
<p>İlaç pazarlama memuru gibi çalışan <b>doktor mu</b>?</p>
<p>Ürünlerinin içeriği anlaşılmaması için her türlü cambazlığı yapan <b>ilaç füccarları mı</b>?</p>
<p>İnsan sağlığını bir çırağın insafına terk eden <b>ilaç bakkalı mı?</b> (Kendilerine eczacı dendiği de oluyor)</p>
<p>Yedi yılda ilaç bilgilerini Türkçeleştiremeyen <b>Sağlık Bakanı mı</b>?</p>
<p>Taraflardan biri tüketici olan her konu, tüketici kanunu kapsamına girer diyerek kanun çıkaran, bununla da yetinmeyip Türkçe olmayan her türlü ürünü ayıplı saydığı halde ilaç ambalaj ve kılavuzlarının Türkçeleştirilmesi için hiçbir gayret sarf etmeyen <b>Sanayi ve Ticaret Bakanları mı</b>?</p>
<p>Uluslararası ilaç tröstleri mi?</p>
<p><b>Hepsi müştereken ve müteselsilen…</b></p>
<p>Bu olay, masum bir bebeğin hayatına mâl yahut da bir ömür çile çekmesine neden olabilecek sıradan bir vak’a olarak kalmamalı.</p>
<p>Çağını yakalamış, ‘<b>adalet</b>’ duygusu iliklerine kadar işlemiş ve ona âşık olan <b>bir savcı</b> -varsa ki mutlaka vardır- vakit geçirmeden müştereken ve müteselsilen sorumlular hakkında dava açmalı.</p>
<p>Komaya sokulan masum bebeğin annesi; &quot;Doktor yazıyor, eczacı veriyor, ilaçların üzerindeki yazıları, prospektüsteki bilgileri anlamamız mümkün değil. Doktora, eczacıya güvenmezsek kime güveneceğiz. Kutunun üzerinde, şeker ilacı olduğu açıkça yazsaydı belki de fark edecektik ve ilacı bebeğimize içirmeyecektik. Bu tür olaylara tedbir için Sağlık Bakanlığı&#8217;nın ilaç kutularının üzerine Türkçe anlaşılabilir yazılar yazdırılmasını da istiyorum&quot; demiş veya dedirtilmiş. </p>
<p>Bu bilinçli cümleleri sarf edebilen bir anne bu hatayı nasıl yapar? Bu başka bir konu lakin önemli tespitler içeriyor.</p>
<p>Sağlık karnesi yazdırma ve SGK’nın ödemelerinde sorun çıkmaması için prosedürler dizisini tamamlamakla meşgul, bir kısmı hiç eczanesine bile uğramayan mahallemizin ilaç bakkalları, sorumluluklarını yerine getirebiliyor mu?</p>
<p>Bugüne kadar benzer hataların olmamasının nedeni; <b>ilaç bakkalları</b>nın hassasiyetinden mi yoksa SGK’nın hatalı işlemde ilaç bedelini ödememesinden mi kaynaklandığını bilen bilir.</p>
<p>Yıllık <b>10 milyar dolarlık ilaç</b> <b>tüketen Türkiye</b>, ilaçta büyük oranda <b>dışa bağımlı</b> bir ülke. </p>
<p>Ülkemizde 108 bin –uzman, pratisyen ve asistan- doktor görev yapıyor. Tümü dikkate alındığında doktor başına 650 uzman doktor başına 2680 kişi düşerken sadece ilacı yutturmak için doktora tanıtım depo ve eczaneye satış pazarlama yapan 50 bin hazır kıta mümessil, plasiyer ve pazarlama elemanı var. 90 bine yakın eczane çalışanı var ve her 500 kişiye bir ilaç satıcısı düşüyor. </p>
<p>Üç ilaç üreticisi (Bilim, Mustafa Nevzat ve Sanover) hariç, tamamı yabancıların eline geçmiş durumda. İster önemli bir kısmı ithal, isterse yerli üretim <b>ilaç</b> <b>etiketleri</b>ni <b>çoğu doktor</b>un da <b>anladığına</b> bizi <b>kimse ikna edemez</b>. </p>
<p><b></b></p>
<p>Merak edilen soru şu; Doktorların önemli bir kısmının özellikle yeni ilaçlarla ilgili bilgileri, ilaç mümessilleri ile adına kongre veya seminer dedikleri, ezici kısmı ilaç firmalarının sponsorluğunda yapılan -ve ilaç tanıtım şovu- toplantılarda kendilerine enjekte edilen bilgilerden mi müteşekkil?</p>
<p>İlaç ambalajlarındaki bilgiler, ilaç bileşimi, yan etkileri vb. ile nasıl kullanılacağını anlatması gereken ancak bir türlü Latinceden kurtarılamayan prospektüs -bu Fransızca kelimeye karşılık TDK’u kendi şanına layık ‘tanıtmalık’ diye bir kelime uydurmuş- ’lerin ehlince bile anlaşılmadığı ortada.</p>
<p>Bu konuda neler söylenmiş diye sorgularken bir okurun, “Bu konuyu bir doktora sormuştum ‘eczaneden bilgi almanız gerekiyor’ demişti. Bir eczacıya sordum o da (tahmini pek güç değil) ‘doktorunuza sorun’ dedi. Madem kimsenin açıklamaya niyeti ya da bilgisi yok o zaman neden var prospektüsler anlamıyorum” şeklindeki isyanı, ortak derdi özetliyor.</p>
<p>Erkan Çelebi, 14 Aralık 1998 tarihli Hürriyet’te ‘Sağlık Bakanlığı, sonunda ilaç prospektüslerinde anlaşılabilir bir dil kullanılmasına karar verdi. 2000 yılına kadar tüm ilaçların prospektüslerinde anlaşılabilir bir Türkçe kullanılacak’ diye yazmış. Aradan on bir yıl geçtiği halde bazı kişiler yine benzer cümlelerle bu sorunun çözüleceğini duyuruyorlar. Erkan Çelebi ise yazdıklarının ardında dur(a)mamış. Yaz, köşen dolsun. Gerisi önemli değil demek ki?</p>
<p><b>Tüm ilaçlar ayıplı mı?</b></p>
<p>4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun amaç ve kapsam maddelerinde taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu, her konunun tüketici kanunu kapsamında olduğunu, bunun yanı sıra kanunun amacını, ‘<b>kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, aydınlatıcı, eğitici, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı önlemleri almak</b>’ olarak tanımlar.</p>
<p>Mezkur kanunun 14. maddesi ile ‘Tanıtma ve Kullanma Kılavuzu Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin’ ilgili 4/c ve 5. maddeleri “yurt içinde üretilen veya ithal edilen tüm ürünlere ait her türlü materyalin “Türkçe” olmasını ve “<b>Türkçe kılavuzla ve gerektiğinde uluslararası sembol ve işaretleri kapsayan etiketle satılması zorunlu</b>”luk haline getirir. Aksi durumda kullanılsalar bile ayıplı mal sayılarak 30 gün içerisinde eczanelere iade etme hakkı doğar.</p>
<p>Sağlık Bakanlığı’nın önemsemediği <b>Türkçe sorunu</b>nu, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile konunun hukuki sorumlusu, Tüketiciyi ve Rekabeti Koruma Genel Müdürlüğü’nün önemsemesi pek beklenmese gerek. Önemsememiş olmaları pek tabii ki sorumluluktan kurtarmaz. </p>
<p><b>Tabelaları Türkçeleştirmek</b> için uğraşanların ya da Milliyetçilik damarları yüzünden tozu dumana katanların <b>insan sağlığı gibi hayati bir alanda</b>, Türkçe etiket ve Türkçe kullanım kılavuzu talebinde bulunmadıklarının mantıklı bir izahı olabilir mi?</p>
<p>Doğrusu ne Sağlık, ne de Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın bu Türkçe sorununu çözebileceğinden ümit var değilim. İş yine tek başına terleyen Başbakan’a düşüyor. Her iki bakanını da uyarıp bu büyük meseleyi de çözerek tarihe geçmeli.   </p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kemalozer.wordpress.com/237/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kemalozer.wordpress.com/237/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kemalozer.wordpress.com/237/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kemalozer.wordpress.com/237/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kemalozer.wordpress.com/237/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kemalozer.wordpress.com/237/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kemalozer.wordpress.com/237/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kemalozer.wordpress.com/237/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kemalozer.wordpress.com/237/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kemalozer.wordpress.com/237/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kemalozer.wordpress.com&blog=4316243&post=237&subd=kemalozer&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kemalozer.wordpress.com/2009/10/03/sulu-irak-mi-saglik-bakani-mi-yoksa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/f64f5343fb1b80c027fd1f21e82b3cfe?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">kemalozer</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>