26/11/2009

Adaletin hukukla imtihanı

Prof Dr Mete Tuncay ‘Türkiye’de solun en büyük suçu demokrat olmaması…’dır diyor. Sanırım hocanın Kemalistleri bu kapsama dâhil etmemiş olması, demokratlığı onlara hiç yakıştıramamış olmasından kaynaklanıyor olabilir.

Ne acı ki siyasetçiler sayesinde, anayasasında ‘demokratik’ yazan bu ülke, halen bu sıfatı hak edemediği gibi yine başına musallat olan bir takım yargıçlar sayesinde, yine anayasasında yazan hukuk devleti’ olmayı da başaramadı.

Düşman başına böyle siyasetçi ve hukuksuzlukçuların olduğu bir ülkede adalet, olsa olsa mahkûmdur.

Bu ülke, İttihat ve Terakki (İT) belası ile tanıştığı günden bu yana, acıyla akraba ve kardeş oldu. Bu belâ zihniyetin son çırpınışını görmek acımızı hafifletse bile, kırıntısına bile tahammül güç.

Okumaya devam et →

20/11/2009

Türkiye’nin geleceğine hançer

Türkiye’de darbelerin sonu gelir mi? Ya da soruyu şöyle soralım; darbeyi sadece askerler mi yapar? Darbeler sadece askerlerin ürünü değilse başka kimler darbe yapabilir ve bu darbelerden hangisi daha tehlikeli?

12 Eylül sabahı uyandık ki sokaklarımızı askerler kaplamış. Okulların açılışı ertelendi diye sevindik. Birde baktık ki o askerler yüzünden ülkemiz geri kalmış. 26 Ekim 2009’a sabahı ise Türkiye yeni bir darbe ile karşılaştı. Bu darbenin mimarları ile askeri darbelerin mimarları arasında fark yoktu. Aynı merkezden gelen emirle yapılmışlardı. Fakat aralarında önemli bir fark vardı. Eski tür darbeler ülkeyi geri bırakır yenileri öldürüyor.

Okumaya devam et →

14/11/2009

Bu düzen nasıl yıkılır?

Bu düzeni yıkmanın zor olmadığını ve yıkabilecek gücün bizde olduğunu elbette sizde biliyorsunuz. Fakat bazılarımız bu düzeni yıkmak için çabalarken bazılarımızın da düzenin hamiliğini yapması işleri zorlaştırıyor.

Bu düzeni yıkmak için değişime razı olmak şart. Girdiğimiz gibi çıkamadığımız düzenin okullarında enjekte edilen tek tiplilik, sessizlik, siniklik, siliklik, bananecilik gibi sayısız virüsünden kurtulmak gerekiyor. Bunun içinse gerekli olan şey, ‘aşı’!

Aşı dediysek hemen gidip uluslararası ünlü aşı propagandisti Recep Akdağ’ın aşılarından söz ediyor değiliz. Sözünü ettiğimiz aşı, o aşının da panzeri.

Okumaya devam et →

07/11/2009

İnsanlık üzerine oynanan kumar

Domuz gribi ve GDO tartışmalarında gelinen nokta oldukça sevindirici. Çünkü toplum tedirgin! gdo-bombasi

Kimilerine göre bu tedirginlik iyi değil. Kesinlikle yanılıyorlar!

Bir toplum, tedirgin olmuş ve bir konuda endişe taşıyorsa artık o toplum kolay kolay aldatılamaz.

Domuz gribi konusunda oluşan direnç ve endişe iyi bir başlangıçtı. Ardından gelen GDO konusundaki önemli duyarlılık ümit verici boyutlara ulaştı.

Ancak kaygı verici olan; nasıl bir tanımlama yapacağımdan emin olamadığım kimilerine göre ‘İslamcı’, kimilerine göre ‘muhafazakâr’, kimilerini ‘yandaş’ basın yayın organlarının çoğunun bu iki konuda kelimenin tam manasıyla haktan yana tavır alamamaları.

Okumaya devam et →

26/10/2009

Doğan’ı vuran, kendi silahı

Türk medya tarihi, medya patronları açısından iniş ve çıkışlarla dolu. Çok değil on yıl öncesinin medyası artık yok. Simavi, Bilgin ve Uzan ailesinin akıbetleri herkesin mâlumu.

Elinize geçirdiğiniz bir aleti yahut gücü, amacı dışında kullanırsanız bir gelip sizi vurur. Açtığınız ateşin mermisi bir gün gelip sizi bulur. Yaktığınız her ateş bir gün gelir sizi de sarar. İmdat çığlığı attığınızda yapayalnız olduğunuzu anlarsınız. Artık çığlığınızı duyacak kimse yoktur.

Bugün Aydın Doğan’ı saran ateş, dün Uzanları ve Bilgin ailesini sarmıştı. Geçmişteki ateşleri belki de en çok Doğan Medyası’nı mutlu etmişti. Doğan’ın bugünkü yapayalnızlığı bu yüzden…

Şimdi fatura ödeme sırası, güç sarhoşluğuyla bir gün sıranın kendinse geleceğini fark edemeyen Doğan’da!

Okumaya devam et →

23/10/2009

Domuz gribi aşısı olmayacağız. Çünkü…

Önceki yazımızda kuş gribinin arka planı özetlemeye çalışmıştık. Hem ülkemizde hem de dünyada gripler öldürücü bir hastalık. Lakin ‘domuz gribi’ gibi laboratuar virüsleri, iddia edildiği gibi diğer virüsler kadar tehlikeli değil.

Birçok tehlikeli virüs ile gıda güvenliği konusunda hatta ülkenin ekmek sorunu için bile önlem al(a)mayan bir bakanlığın, iş bu tür bir merkezden yönetilen ve ilaç firmalarının aç kurtlar gibi saldırdığı medyatik bir virüsle ilgili gösterdiği refleks, ister istemez sağduyulu çevreleri tedirgin ediyor.

Okumaya devam et →

21/10/2009

Griplerdeki domuzluk

Kuş gribini anlamadan domuz gribi anlamak mümkün olamaz.

Birbirini izleyen bu oyunların arka planlarını bilmeden de “Türkiye’de hiç aşı yapılmazsa, nüfusun tahminen 3’te birinin hastalanacak, 5 bin kişi hayatını kaybedecek. Dolaylı kayıplar hariç salgının toplam maliyetinin 1.1 milyar TL olacak. Ama biz önlemimizi aldık. 1 milyon 800 bin kişinin hastalığa yakalanacağını ve 400 ölümünün gerçekleşeceğini öngörüyoruz” diyen Sağlık Bakanı Prof Dr Recep Akdağ’ın kehanet içeren sözlerinin nereye gittiğini görmek ve anlamak da zorlaşır.

Birkaç yıl önceki kuş gribi haberlerini, tavuk ve kuş katliamı görüntülerini hatırlayınız.

Ne olmuştu?

Binlerce tavuk katledildi…

Sonra…

Tavuklar yetmedi, birilerinin hatırı için birçok kuş türü de katliamdan nasibini almıştı.

Okumaya devam et →

16/10/2009

Muhalefet sorunu

İktidarın başarısı, tümüyle muhalefete endeksli. Bu durum özellikle Türk siyasetinde daha bir önem kazanıyor.

Bu açıdan bakılınca Başbakan Erdoğan’ın son derece şanslı. Mecliste grubu bulunan CHP, MHP ve DTP gibi bir muhalefeti, iktidarlar rüyalarında görse inanamazlar.

CHP ve MHP’de tümüyle lider sultası varken DTP’yi kimin yönettiği belirsiz. Türkiye standardında -yahut bir kategoride bir ülkede- CHP lideri gibi bir muhalefet liderini ömrü bir seçim döneminde daha fazla ol(a)maz.

MHP’de ise liderden çok liderin sözcüleri konuşuyor. Bir kısım CHP’liler ile özellikle MHP sözcüleri uzatılan her mikrofona o an aklına geleni söylemeyi muhalefet yapmak sanıyor.

Okumaya devam et →

11/10/2009

Hac ve Umre öncesi 40 gün 40 eylem

Hac, İslam’ın farz ibadetlerinden biri. O yalnızca o günde ve o yerde ifa edilir. Hakeza umre de hayati öneme sahip ibadetlerden. Özellikle Kadir Gecesi’nde umre, tıpkı hac gibi…HPIM1902

Dünyanın her bir köşesinden Müslümanlar, hac ve umre için akın akın Mekke’ye ve Medine’ye gelecekler. Amaç, Hz Peygamber s.a.v.’i ziyaret etmek ve Kâbe’yi tavaf ederek arınmak…

Ya da günümüzde yapıldığı üzere; yedi düvele duyurarak reklâm, çoluk çocuğa hediye planları ve hac marketlerinde zalim Çin’e soyulmak…

Milyonlar her bir ağızdan dua edecek ve ‘âmin.’ Ama yeni hac sonrasında hiçbir şey değişmeyecek, Müslümanlar inim inim inlemeye, Kudüs esir kalmaya devam edecek! Müslümanlarsa Hac yapmanın mutluluğu ile evlerine dönecekler. Bu her yıl yeniden tekrar edecek. Ya sonra, ya daha sonra bu durum hep böyle devam mı edecek?

Okumaya devam et →

06/10/2009

Minareden provokasyon

Sanırsınız ki İsmet İnönü yeniden iktidara gelmiş. Tıpkı İnönü Cumhurbaşkanı iken camilerin mahyalarında “Müslümanlar Cumhuriyetperverdir”, “Var ol İnönü”, “Para biriktir” şeklindeki ideolojik metinler gibi birkaç gündür İstanbul’un bazı salatîn camilerinin mahyalarına “Ne mutlu Türküm diyene”, “Önce vatan”, “Milli birlik esastır” ve “Şehitler ölmez” cümleleri asılmış.

Okumaya devam et →